Mitoloji ve Din - Sorularla Öğrenelim
Mitoloji ve Din - Sorularla Öğrenelim
Ünite 1
Soru: Karatoyun nedir?
Cevap: Kamların iki türü olduğu kabul edilmiştir. 1-Akkam (Aktoyun): İyi ruhlarla iletişim halindeki kamdır. 2-Karakam (Karatoyun) Kötü ruhlarla irtibat halindeki kamdır.
Efsane Nedir?
Soru: S. Veyis Örnek’e göre efsane nedir?
Cevap: S. Veyis Örnek, efsane teriminin batı dillerindeki “myth” kelimesiyle eş anlamlı olarak algılamakta ve şöyle tanımlamaktadır: “Tanrıların, insanların, kahramanların yaratılması; evrenin yaratılışı, tufanlar gibi meseleleri konu edinmektedir. Hayvanların yaratılması ve avcılığın toplumların bir parçası halini alışı, ayrıca toplumsal kurumların ortaya çıkışı gibi konuları doğrudan veya dolaylı biçimde manzum olarak aktarılan ve zamanla kutsallaşan bilgilere denilmektedir.”
Mit Nedir?
Soru: Mit nedir?
Cevap: Mit, daha çok doğa ve doğaüstü varlıkların yaradılışını konu edinir. Yani, bir anlamda mit, yaradılışın öyküsüdür.
Temel Kavramlar ve Tanımlar
Soru: Din nedir?
Cevap: Din, bütün anlamıyla kutsalın ifadesi; fert ve sosyal teşekkülün kurumsal birlikteliğidir.
Soru: Emile Durkheim din kavramını nasıl tanımlar?
Cevap: Sosyoloji teorisyenlerden Emile Durkheim’e göre “Din, sosyal bir olgudur.”
Soru: “Kitabi dinler” hangileridir?
Cevap: Vahye dayanan veya “kitabi dinler” olarak ifade edilen dinler; Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet olarak ifade edilebilir.
Soru: Destan nedir?
Cevap: Destan, Farsça bir kelime olup milletlerin benliğinde derin tesirler bırakan savaş, göç gibi toplumsal; yangın, salgın hastalık, sel, deprem gibi doğal olayların etkisiyle söylenmiş hayali unsurlarla süslenmiş uzun manzum eserlerdir.
Soru: Destanlar kaç alt başlıkta toplanır?
Cevap: Destanlar genellikle iki alt başlıkta ifade edilirler. 1- Doğal Destanlar 2-Yapay Destanlar
Soru: Yapay destan nedir?
Cevap: Yapay destanlar ise yazarı belli olan daha çok günümüze yakın tarihlerde kaleme alınmış ve olağanüstü durumlara yer verilmiştir.
Soru: Totem nedir?
Cevap: “Totem” ve “ongun” kelimelerinden birinin diğerinin yerine kullanıldığı görülmüştür. Geçmiş toplumlarda kutsallık atfedilen ve insanların onlardan türediği kabul edilen hayvan, ağaç, rüzgar gibi tabiat unsurlarına dayandırılan kutsiyet unsurlarına totem veya ongun adı verilmiştir.
Soru: Eski Türk idari sisteminde “kut” nedir?
Cevap: Eski Türk idari sisteminde “kut” siyasi güç, iktidar, bereket, hayır demektir.
Soru: Karizmatik Hükümdarlık nedir?
Cevap: Türk Hükümdar tipi Karizmatik Hükümdarlık tipine girer. Bu anlayışa göre yönetme yetkisi gelenek ya da kanunlardan değil doğrudan doğruya Tanrı’nın kendisinden gelen ve yönetici hanedana verilen doğaüstü niteliklerden kaynaklanır. Bu anlayışı kabul etmiş bulunan halk, hükümdara bu yetkinin Tanrı tarafından verildiğini kabul eder ve onun verdiği her buyruğa uyar, çıkardığı kanunlara istisnasız riayet ederdi.
Soru: Kam nedir?
Cevap: “Şaman” ve “kam” kelimeleri birlikte kullanılmıştır. Öbür dünya ile beşer arasında şifa vermek amacıyla bağlantı kuran bir vasıta ve dini ayinleri tertip eden kişi olarak ifade edilmiştir.
Soru: Kamların kaç türü vardır?
Cevap: Kamların iki türü olduğu kabul edilmiştir. 1-Akkam (Aktoyun): İyi ruhlarla iletişim halindeki kamdır. 2-Karakam (Karatoyun) Kötü ruhlarla irtibat halindeki kamdır.
Soru: Kült kelimesinin anlamı nedir?
Cevap: Kült kelimesi Fransızca “culte” kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Kelimenin aslı Latincedeki “cultus” yani tapınma anlamına gelmektedir. Kült kelimesi, tapma, tapınım, din, dini merasim ibadet, ayin gibi anlamlarda kullanılmıştır.
Soru: Ağaç kültünde “kozmik ağaç” neyi simgeler?
Cevap: “Kozmik ağaç” veya “Hayat ağacı” olarak ifade edilen ağaç, dünyanın tam ortasından yükselerek kökleri yer altına kadar iner ve dalları da dünya dağının zirvesine kadar yükselirdi. Ebedi canlılığın sembolüdür.
Soru: Dağ ve Tepe Kültüne göre Türkler’in kutsal saydığı dağ hangisidir?
Cevap: Paganist inanç sistemlerinde yüksek dağlar, tanrıların mekanı olarak kabul edilmiş ve hatta buralarda tanrı ve tanrıçaların meclisleri tasavvur edilmiştir. Bu minval üzere, her bir kültür çevresi kendi bağlamında bir dağı kutsamış ve onu erişilmez olarak görmüştür. Örneğin; Yunanlıların Olimpos’u, Türklerin Ötüken’i sayılabilir.
Soru: “Yada Taşı” nedir?
Cevap: Taşla ilgili en çok karşılaşılan “Yada taşı”(Yağmur taşı) meselesi olmalıdır. Yada taşı, yağmur yağdırmak, kar yağdırmak, yangın söndürmek ve rüzgar estirmek amacıyla gerçekleştirilen bir tür kamlık olarak ifade edilmiştir.
Soru: Hindistan’da ateş ilahına verilen isim nedir?
Cevap: Hindistan’da Agni, ateş ilahıdır.
Soru: “Alazlama” geleneği nedir?
Cevap: Anadolu’da yaygın olan “Alazlama” adeti de, hastalıkların ateşle temizlenmesi amacını güden Kırgızlardaki “Alazlama”nın bir uzantısı olarak görülmektedir.
Ünite 2
Soru: Bilimsel disiplinlere göre dinler nasıl tasnif edilmektedir?
Cevap: Bilimsel disiplinlere göre dinler: Evrimci, pozitivist olanlar hümanist dinlerden sayılır. Animist, naturalist, totemist olanlar, düalist ve monist dinlerden sayılır. Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet ise ilahi dinlere girer. Hinduizm, Budizm, Konfüçyanizm ve Taoizm ise Uzak Doğu dinleri olarak tasnif edilir. Başka bir tasnife göre, milli (Yahudilik) veya evrensel (İslam, Hristiyanlık) dinler şeklinde yapılmaktadır.
Giriş
Soru: Mitlerin kökeni hangi kültür ve döneme dayandırılmaktadır?
Cevap: Mitik düşünce ve inançlar, dinler ve düşünce tarihi içinde dini, felsefi, bilimsel düşünce öncesi döneme ait kabul edilir. Mitler, tanrıların, evrenin, dünyanın ve insanın yaratılışını anlatan sembolik öykülerden oluşmaktadır. Bilinebildiği kadarıyla mitik öykülerin geçmişi, ilk insan topluluklarına kadar uzanır. İnsanın yeryüzü etkinliği ve doğaüstü varlıklara ilgisi, bir anlamda inançların, düşüncenin ve toplumun tarihiyle çakışır. Kutsal kitapların zaman anlayışı ve batı dışı kültürlerin tarihi bir yana bırakılırsa, bugünkü tarih anlayışına göre, mitlerin kökeni MÖ 9. ve 8. yüzyıllara antik Yunan kültürüne dayandırılmaktadır.
Mit - Mitoloji
Soru: Mitler ile mitoloji arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?
Cevap: Mitlerin bir dünya görüşü oluşturacak şekilde sistemleştirilmesinden ibaret olan mitoloji, doğal ve toplumsal dünyayı anlamlandıran, doğaüstü güç ve uzantılara sahiptir. Mitler, doğaüstü varlıklarla doğal, toplumsal varlıklar arasında var olduğuna inanılan ilişkilerinin dinsel veya yarı dinsel özellikler taşıyan, insan biçimci, antropomorfik, bir düşünce yapısının ifadesidir. Mitoloji ise bunların sistemleşmiş hali olarak özetlenebilir. Başka bir ifadeyle; mitoloji, mitler bilimi ve mitlerin sistemli bir şekilde toplanması demektir. Mit, çok tanrılı bir dinin tanrıları, doğal ve insani olaylar üzerine anlatılan öykü/efsane, mitoloji de bu efsanelerin bir araya getirilmesidir.
Soru: Mitlerin ilk yazılı kaynakları nelerdir?
Cevap: Mitlerın ilk ve önemli yazılı kaynakları bilindiği gibi, Homeros ile Hesiodos’un yazıya geçirdiği İlyada ve Odysseia adlı destan ve öykülerden oluşmaktadır. İlyada, aristokratik bir yönetimi, dolayısıyla krallığı desteklemek için mitolojik-dinsel deliller öne sürer. Odysseia ise, toplumun sivil yönlerini ele alır. Ayrıca, Troya seferinden dönen Odysseus’un başından geçen ve ülkesinde yaşanan olayları anlatır.
Mitoloji, Din ve Sosyal Çevre
Soru: Dinlerin evrensellik vasfı kazanmasının koşulları nelerdir?
Cevap: Farklı din ve kavimleri bir arada yaşatabilecek genişliğe ve işlenmişliğe sahip olabilen dinler, evrensellik vasfı kazanabilmektedir. Örneğin mitolojik dönemde bir ülkeyi fetheden topluluklar, Antik-Yunan ve Roma gibi, panteonlarına fethedilen toplulukların tanrılarını ekleyerek mitlerini genişlettikleri gibi, diğer dinler de bünyelerine dahil ettikleri toplumların kültürünü etkilemiş ve kendileri de bu toplum kültürlerinden etkilenmişlerdir. İslam dini, örneğin, Hristiyan ve Yahudilerin kendi inanç ve kurallarına göre yaşayabileceği özerk bir yönetim geliştirmiştir. Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu kurumsallaştırdığı devlet ve toplum organizasyonu ile çok uluslu ve çok dinli yapısını uzun yıllar sürdürmüştür. Fakat modern zamanların meydan okumasıyla çöküşe geçtikten ve Fransız Devrimi’nin fikirlerine boyun eğdikten sonra, bizzat bu çoğulculuğun kışkırtılmasıyla, toplumsal düzen ve barış ortamı kayboldu. Uluslar ve dinler arasında çatışma egemen olmaya başlamıştır.
Mitolojik Düşünce ve Özellikleri
Soru: Mitolojik düşüncenin özellikleri nelerdir?
Cevap: Mitolojik düşünce ilk olarak, insanın hayatın içinde deneyimlediği olgu ve olaylar silsilesine göndermede bulunan benzetmelere ve analojiye dayanan bir düşünme biçimidir. İkinci olarak, mitolojik düşünce edilgen bir düşünme biçimidir. Doğal ve toplumsal olaylar, insan iradesinin dışında, denetlenebilir olaylar değildir. Üçüncü olarak, insan biçimcidir. Tanrılar ve onların doğa ve toplumla ilişkileri, tek tanrılı dinlerdeki gibi insanlara bildirilen, sabit, değişmez inanç ilkelerine değil, insani algı, arzu, istek ve deneyimlere dayalı, insan kaynaklı hayali ve kurgusal öykülerden oluşmaktadır. Dördüncü olarak, mitolojik düşünce tek bir formata sahip değildir, çoğul bir yapıya sahiptir. Mitolojik öyküler, sadece Antik Yunan ve Roma’ya ait değildir. Çin, Hind, Japon, İran, Türk, Aztek vs. pek çok toplum ve kültürün ürünüdür.
Mitolojinin İşlevleri
Soru: Mitlerin işlevleri nelerdir?
Cevap: Mitler’in işlevleri dört ana noktada toparlanabilir. İlk olarak, mitler, evrenin ürpertici ve bağlayıcı bir gizem’e sahip olduğunu -mysterium tremendum et fascinans- insan bilincine yansıtmaktadır. Kendisi aracılığıyla evrende varolan ve gerçekleşen herşeyin olduğu gibi kabul edilmesini sağlamaktadır: Evren ve içinde barındırdığı varlıklar alemi, birbiriyle bağlantısız ve anlamsız değildir. İkinci olarak, mitler, insana hayatı, olayları ve insanın geleceğine ait yorumlayıcı-izah edici bütüncül bir imge geliştirmekte ve sunmaktadır. Üçüncü olarak, mitler, oluşturduğu inançlar ile doğa karşısında ve toplumda görece istikrarlı ve ahlaki bir düzeni savunmaktadır. İnsanı doğa yahut coğrafya ve tarihle koşullanmış toplumsal grubunun gereksinimlerine göre biçimlendirir. Bu biçimlenme doğal, biyolojik ortamdan gerçek bir kopuş haline gelebilir. Örneğin bazı inançlar, adaklar, kurbanlar, çizmeler, kesmeler, dövmeler ve benzeri ritüeller, insan bedenini basit, doğal halinden daha kapsamlı, daha uzun süreli kültürel bir gövdeye üye yapmanın toplumsal yolları ve ürünleridir. Mitlerin dördüncü en canlı, önemli işlevi, insanın evren ve toplumsal dünya içindeki yeri ve anlamıyla ilgilidir. İnsan kendi var oluş anlamını, doğal ve toplumsal çevresinde bulabilmektedir. İnsan, mitler vasıtasıyla sırasıyla kendisiyle -mikro-kozmos-, ürettiği kültürüyle -mezo-kozmos-, ilişkili olduğu evrenle –makro-kozmos- ve her şeyin ötesinde yaratıcı tanrısal güç ve irade ile uyum içinde yaşamayı öğrenmektedir.
Soru: Din sözcüğü etimolojik olarak hangi anlama gelmektedir?
Cevap: Din etimolojik olarak, Arapça ‘usul, adet, tutulan yol, ve huy’ anlamına gelirken, eski Yunanca’da ‘korku ile karışık sevgi ve saygı’ anlamına gelmektedir. Rudolf Otto ise, dini ‘korkutucu, büyüleyici sır’ olarak tarif etmekte ve bu tanımın öne çıkan iki özelliğine vurgu yapmaktadır: Esrarengiz ve kutsal İnsan ile Tanrı’yı birleştirme anlamına gelen religare, evreni ve yaşamı meydana getiren sebep ya da insanları bir araya getiren kutsal sebep anlamına gelmektedir.
Soru: Dinlerdeki ortak özellikler nelerdir?
Cevap: Bütün çeşitliliğine rağmen, dinlerdeki ortak özellikler şöyle sıralanabilir: inanç, ibadet, duygu, bilgi ve etki boyutu.
Soru: Dinin işlevleri nelerdir?
Cevap: Sosyolojik, psikolojik ve antropolojik açıdan bakılınca, din, toplumda oldukça çok işlevlere sahiptir. Her şeyden once, din, yaşanılan hayatı ve fizik dünyayı açıklamaya hizmet eder. Din hayatta karşılaşılan ve insan zihninde önemli yer işgal eden ölümcül soruların cevabını verir. Onlarla başa çıkma ve üstesinden gelmeye yardım eder. Din, kendisiyle birlikte oluşan kültürün olduğu kadar, hayatın üzerinde inşa edileceği temel değer ve esasları ortaya koyar. Din, aynı zamanda, hayatın belirsizliklerini en aza indirme ve kontrol etmeyi temin eder. Belirsizlik kavramı, dinin cevap vermeye çalıştığı hayatın ‘büyük problemler’i düşüncesiyle bağlantılıdır. Din böyle devasa problemlere cevap üretme teşebbüsüyle, insanların ‘bilme ihtiyacı’nı karşılar. Bununla birlikte, unutulmaması gereken nokta, dinin önerdiği cevaplar içinde en önemli kavram, ‘iman’dır. Bu iman sayesinde insanlar, fiziksel alemde somut bir delilin olup olmadığına bakmaksızın bazı şeylere inanır. Çünkü din bir bilgi sistemi değildir. Din, gruplar halinde yaşayan insanların grup içinde paylaşılan ortak inançlar dolayısıyla kendi kimliklerini tanımlamasını sağlar ve ortak bir dünya görüşünün grup tarafından paylaşılma ortamını hazırlar. Din bir kimlik inşa ederek, insanları potansiyel olarak biz ve öteki olarak tanımlar. Son olarak, Amerikan antropolog Clifford J. Geertz’e göre, din, bir anlam dünyası sunar.
Soru: Nietzsche’nin din konusundaki eleştirileri nelerdir?
Cevap: On dokuzuncu yüzyıl Alman filozofu Nietzsche, sadece imana dayalı dogmatik bir ahlaki kodu kabul etmenin yalnızca mantık dışılık değil, aynı zamanda insan potansiyelini sınırlamak olduğunu söylemektedir.
Soru: Emile Durkheim’ın din konusundaki düşünceleri nelerdir?
Cevap: Emile Durkheim, dinin hayata karşı eşsiz bir cevap sunduğunu ve bu cevabın toplumda ortak olarak paylaşılan inançlar yoluyla sosyal birlik ve dayanışmayı sağladığını söyledi. Böylece, bir bakıma, din bir inanç sistemi olarak toplumsal birlik ve bütünleşmeye hizmet etmektedir. Bir sosyal grubun yeteneği paylaşılan ortak inançlarla etkileşim başarısına bağlı olmakta ve sosyal kontrolü sağlanması da bu inançlar sayesinde gerçekleşmektedir.
Soru: Clifford J. Geertz’e göre dinin işlevi nedir?
Cevap: Amerikan antropolog Clifford J. Geertz’e göre, din, bir anlam dünyası sunar. Geertz, dinin insanın hayatını nasıl sürdüreceğine, yaşayacağına dair bir model sunduğunu söyler. Bu açıdan din bireylere gündelik hayatı nasıl sürdürmesi gerektiğini gösterir. Peygamberlerin ve din ulularının söz, fiil ve eylemlerini örnek almak suretiyle, insanlara model hayat tarzları önerir. Hristiyanlık’ta gelenek, İslam’da hadis-i şerif, kutsal kitaplardan sonra ikinci kaynak kabul edilir.
Soru: Din olgusu antropolojik açıdan nasıl bir önem taşımaktadır?
Cevap: Antropolojik bakış açısıyla din, pek çok özelliğiyle öne çıkar. Gerçekte din toplumda pek çok amacın gerçekleştirilmesine hizmet eder. Dinler, bir toplum inşa ederken, bir araya gelen insanların ihtiyaç hissettikleri sorunlara da, toplumun bir birine kenetlenerek yaşamaları ve toplumsal hayatı sürdürmeleri için kurallar ve çeşitli çözümler önerir. Dinler kültürlere katkıda bulunur ve şekillendirir. Bu yüzden bir kültür içinde dinin yeri o kadar merkezidir ki, bir kültürü araştırmak, onun geri planında arka var olan -ister mitik olsun, ister dini olsun- inanç, bilgi ve düşüncenin araştırılması demektir.
Toplum ve Toplumsallık
Soru: Birincil ilişki ağı veya birinci tür toplumsallık ne anlama gelmektedir?
Cevap: Birincil ilişki ağı veya birinci tür toplumsallık, akrabalık, komşuluk ve arkadaşlık gibi bireyler arası, gerçekten yüz yüze ilişkiler çerçevesinde kurumsallaşan toplumsal ilişkilerdir. Bunlara sosyoloji literatüründe birincil toplumsallık veya birincil ilişkiler denir.
Soru: İkincil ilişki ağı veya ikinci tür toplumsallık ne anlama gelmektedir?
Cevap: İkincil toplumsallık türü ise, genele yöneliktir. İnsan ait olduğu bütünün/toplumun çok küçük bir parçasıyla somut ilişkidedir. Hatta ilişkide bile olmayabilir. Ama yüz yüze, somut bir ilişkinin olmaması, insanın kendini bir bütünün parçası olarak görmesini engellemez. İnançlar, semboller toplumların kendi kendilerini tasvirleri, yaygın inançlar, insana hangi bütüne ait olduğunu ve var oluş sorunsalına vermesi gereken anlamı, atfetmesi gereken değeri çeşitli yollardan, eğitim ve öğretim veya medya yoluyla sürekli hatırlatırlar.
Soru: Somut ikincil toplumsallıklar ifadesi ne anlama gelmektedir?
Cevap: Mitler, dinler, etnik farklılıklar ve tarikatlar gibi, geleneksel topluma özgü ve var oluş sorununa, metafizik, yani toplum ötesi, kozmik bir anlam veren somut ikincil toplumsallıklar, soyut ikincil toplumsallıklardan farklıdır. Mitik efsaneler, din ve tarikat gibi modern dünyada etkinliği azalan somut ikincil toplumsallıkların yeni uzantıları bir ölçüde dernekler, sivil toplum kuruluşları, siyasal partiler ve benzeri kuruluşlarda karşılığını bulur.
Soru: Soyut ikincil toplumsallıklar ifadesi ne anlama gelmektedir?
Cevap: Toplumsal ilişkileri modern toplumsallığı oluşturan ulus, halk, burjuva, proleter gibi kavramlar üzerine oturtmak isteyen soyut ikincil toplumsallıklar, çağımızda en güçlü ifadesini ‘ulus-devlet’ kavramında bulmaktadır. Toplumun bütününde ifade ve anlamını bulan, salt geneli içeren, elle tutulmaz gözle görülmez bir ilişkinin simgesidir: Ülke, vatan ve ulusu adına her türlü fedakarlıkta bulunmak, ulusa ait olanla başka uluslara ait olan kurum ve değerler arasında ayrım yapmak gibi duygu ve düşüncelere sahip olmak soyut ikincil toplumsallığa dair en çok bilinen özelliklerdendir.
Soru: Toplumsal çevrenin insan hayatındaki yerini açıklayınız.
Cevap: Biyolojik varlığı yanında doğal çevre şartlarıyla etkileşim içinde insanı inşa eden dil, din, kültür, iktisadi yapı, yönetim biçimi, kıyafet tarzı, beslenme kültürü vs gibi pek çok insani özellik, çoğunlukla toplumsal çevre içinde öğrenilir ve şekillenir. Başka bir ifade ile insan yaşadığı çevrenin evladıdır. Toplumsal çevre başta, insanın inanç, tutum ve davranışlarının şekillenmesinde önemli roller yerine getirir. İnsan ilişkilerini düzenleyen yapı, kurum ve değerler toplumsal olarak öğrenilir, benimsenir. İnançlar, bilgi, felsefi ve estetik düşünceler, hukuki ve ahlaki tutum ve tavırlar toplumsal çevre içinde ortaklaşa paylaşılan öğelerdir. Toplumsal kurumlar, siyaset, hukuk, ekonomi, ahlak, din ve estetik gibi her kurum ve değer alanı toplumsal çevrenin rengini taşır. Yeryüzünde kültür ve medeniyetler arasında görülen farklılıklar, değişik sosyal çevrelerin etkileridir.
Soru: Toplumsal farklılık ve çeşitliliğe rağmen insanların gösterdikleri ortak özellikler nelerdir?
Cevap: Bütün insanlar aynı türün üyeleridir. Benzer fiziksel özelliklere, gereksinimlere ve yeteneklere sahiptir. Farklı dilleri konuşmasına karşın, herkes bir ya da birkaç dili konuşur ve bunları oldukça benzer biçimlerde kullanır. Farklı cinsel alışkanlıklara sahip olmakla birlikte, her insanın bir aile anlayışı ve yapısı vardır. Bütün toplumlarda yakın akraba ve çocuklarla cinsel ilişki yasaktır. Adam öldürmek, hırsızlık yapmak, yalan söylemek vs doğru bir davranış değildir. Bu nedenle, insanlar arasındaki farklılıklar, çoğunlukla doğuştan ve genetik yapıdan, yahut sosyal ve kültürel çevreden kaynaklanabilir. Başka bir ifade ile, insanların sosyal çevre içinde öğrendikleri, kimliklerini inşa etmek için kendilerine mal ettikleri inanç, tutum ve davranışlar, genel olarak bireyin sosyalleşme süreci olarak tanımlanır.
Ünite 3
Hatti (Anadolu) Kökenli Mitoslar
Soru: İlluyanka efsanesi genel hatları ile hangi mitten etkilenmiştir?
Cevap: Efsane genel hatları ile Babil’de yeni yıl şenliklerinde okunan ejder Tiamat’ın öldürülmesini konu alan Babil Yaradılış Mit’inden etkilenmiştir.
Soru: İlluyanka efsanesi hangi mitleri etkilemiştir?
Cevap: Homeros’un Odysseus’unda (I 44 vd. II 1 vd.) Atlas’ın kızı Kalypso ve Odysseus ile ilgili anlatılan olayları etkilemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Soru: İlluyanka efsanesinde başlık parası yerine geçen hangi kelime kullanılmıştır?
Cevap: Kuşata.
Soru: Hitit efsanesi ‘Tanrı Telipinu’nun Kayboluşu’ nda öz itibariyle ne anlatılmaktadır?
Cevap: Baharın/nevruzun gelişi.
Soru: Hitit efsanesi ‘Tanrı Telipinu’nun Kayboluşu’ hangi Sümer efsanesi ile benzeşmektedir?
Cevap: İnanna’nın Cehenneme İnişi.
Hitit Mitolojisinin Başlıca Tanrı ve Tanrıçaları
Soru: Mezopotamya kökenli olan ve gökyüzünde dokuz yıl boyunca kral olarak kalmış Hitit tanrısının adı nedir?
Cevap: Alalu.
Soru: Anu ve Kumarbi’nin çocuğu, Fırtına Tanrısı ve Taşmişu’nun erkek kardeşi olan Hitit tanrısı kimdir?
Cevap: Aranzah.
Soru: Savaş Tanrısı’nın Hurrice adı nedir?
Cevap: Aştapi.
Soru: Savaş Tanrısı’nın Sümerce adı nedir?
Cevap: Zababa.
Soru: Hurri mitlerinde Bilgeliğin Kralı olarak anılmış ve MÖ 1. bin yıla kadar işlevini sürdürmüş olan tanrının adı nedir?
Cevap: Ea.
Soru: Hitit mitolojisinde Tüm Tanrıların Annesi ya da Büyükanne unvanına sahip tanrıça kimdir?
Cevap: Hannahanna.
Soru: Hitit mitolojisinde Ana Tanrıça olan Phryg ve Roma döneminde de Kybele olarak yerini alman tanrının adı nedir?
Cevap: Kubaba.
Hurri Kökenli Mitoslar
Soru: Hurri kültürünün yarattığı hangi efsaneler Hitit edebiyatında da yer almıştır?
Cevap: Hurri kültürünün yarattığı Kumarbi (Gökteki Krallık Efsanesi), Tanrı LAMA’nın, Gümüş’ün, Hedammu’nun ve Ullikummi’nin Şarkısı adlı efsaneler Hitit edebiyatında önemli bir yer tuttu.
Soru: Kumarbi efsanesinin kurgusu ne üzerinedir?
Cevap: Kumarbi (Gökteki Krallık) Efsanesi Alalu, Anu ve Kumarbi gibi tanrıların üzerine kurgulanmıştır.
Soru: Kumarbi efsanesinde Anu hangi tanrıdır?
Cevap: Gökyüzü tanrısıdır.
Soru: Kumarbi efsanesinde Alalu hangi tanrıdır?
Cevap: Gökyüzü tanrısı Anu’nun atasıdır.
Soru: Kumarbi efsanesinde hangi kadim tanrılardan bahsedilmektedir?
Cevap: Efsanede kadim tanrılar Nara, Napşara, Minki ve Ammunki’den de söz edilmektedir.
Soru: Kumarbi efsanesinin Yunanlılara geçişi hangi topluluk sayesinde olmuştur?
Cevap: Bu efsane Fenikeliler aracılığıyla Yunanlılara geçmiştir.
Soru: Kumarbi efsanesinin Yunan versiyonunda Uranosun akan kanından yeryüzünde neler oluşmuştur?
Cevap: Buradan yeryüzüne akan kandan (Eriny=Dişi İntikam Tanrıları) devler, Melos perileri ve uzvun denize atılması ile oluşan köpükten Aşk Tanrısı Aphrodite doğar.
Soru: Sümerlere göre evrenin yaratılışında yer ve gök nasıldır?
Cevap: Sümerlere göre, yer ve gök önceden bitişikti sonradan ayrılmıştır.
Masallar
Soru: Kaneş kraliçesinin doğurduğu otuz erkek çocuğu sepete koyarak nehre bırakması ile başlayan Hitit masalının adı nedir?
Cevap: Zalpa Kenti Öyküsü (Bir Yılda Otuz Çocuk Doğuran Kaneş Kraliçesi).
Soru: Hititçe ve Hurrice fragmanların yanında Amarna (Mısır)’da Akadca nüshaları da ele geçirilen Hitit masalının adı nedir?
Cevap: Avcı Keşşi ve Karısı.
Mezopotamya ve Kenan Kökenli
Soru: Mezopotamya kökenli efsaneler içerisinde en önemlisi hangisidir?
Cevap: Bu efsaneler içinde en önemlisi Gılgamış destanıdır.
Soru: Gılgamış destanındaki tufan olayı hangi kutsal kitap ile birebir aynıdır?
Cevap: Tevrat.
Soru: Gılgamış destanında bulunan ve kutsal kitaplarda da aynen görülen tufan efsanesinde, kutsal kitapların Nuh olarak adlandırdığı kahramanın Gılgamış destanındaki ismi nedir?
Cevap: Gılgamış efsaneinde Nuh’un adı Utnapiştim’dir.
Ünite 4
Soru: Sumer deniz tanrısı hangi özelliklere sahiptir? Açıklayınız.
Cevap: Sumer deniz ve okyanus tanrısıdır. Aynı zaman-da bilge tanrı olup, Enlil’in kararlarına uygun olarak planları hazırlayıp yeryüzünü düzenleyen olarak görülmüştür. Enki ve Dünya Düzeni mitinden onun yaratıcı özelliklerini öğrenmekteyiz. Bu tanrı adı, Sumerce É-a “suyun evi” dan gelmektedir. Eski Babil’de, Eski Sumer ve Sargon dönemlerine ait belgelerde Ea, Akadca şahıs adlarında geçmektedir. III. Ur Devrinde kanıtlanmıştır. Bābil ve Asur geleneğinde Ea’nın fonksiyonları Enki ile aynıdır. O bir su tanrısı olup, yaratıcı ve bilge tanrıdır. Sami anlayışında serin su kaynakları ile alakalı gözükmektedir. Mezopotamya’da büyük tanrılar arasında geçmektedir.Orta ve Geç Babil dönemlerinde Ea, Şamaş ve Marduk’tan oluşan üçlünün bir parçasıdır. Akad destanlarında Ea zor görevler üstlenmektedir. Adapa mitinde, onun gerçek gücü belli değildir ve enuma eliş destanında Marduk’tan daha kabiliyetli gözükmektedir. Halep panteonunda Mezopotamya grubunda Ninurta ve Nisaba ile beraber geçer.Geleneksel Kuzey Suriye panteonunda, Emar, Ebla ve Mari metinlerinde geçmektedir.
Soru: Sumer destanlarının en kısası hangisidir, konusu nedir?
Cevap: Gılgamış ve Kiş Kralı Agga Destanıdır.Sumer destanlarının en kısası olup, olay yalnızca insanlarla ilgilidir.Kent devletleri arasındaki ilişkileri dile getirir. Sumer efsanesine göre Tufan’dan hemen sonra Kiş kenti güney Mezopotamya’da hâkimdi. Fakat Uruk kenti de güçlenmeye başlar.Bunun üzerine Kiş kralı Agga Uruk kentine bir ultimatom verir. Gılgamış Agga’ya boyun eğmektense savaşmayı yeğler. Fakat önce Uruk halkının onayını alması gerekir.Konuyu yaşlılar heyetine götürür, ancak yaşlılar heyeti Kiş şehrine boyun eğmek ister. Hayal kırıklığına uğrayan Gılgamış bu defa genç erkekler meclisine baş vurur. Erkekler meclisi savaş ilan eder. Gılgamış bundan çok memnun olur ve zafer kazanacağından emindir. Ancak, savaşı Agga kazanır ve Uruklular bozguna uğrarlar. Bunun üzerine Gılgamış Uruklu kahramanlara döner ve Agga’nın karşısına çıkacak bir gönüllü ister. Bir hurturre adlı birisi gönüllü olur, ancak şehrin kapısından çıkar çıkmaz yakalanır. Birhurturre Aggayla konuşmaya başlar, bu defa bir başka kahraman surun üzerine çıkar. Daha sonra Gılgamış kendisi surlara tırmanır. Agga Birhurturre’yi gönderenin Gılgamış olduğunu öğrenince kuşatmayı kaldırır. Gılgamış bu davranışından dolayı Agga’ya teşekkür eder. Destan Uruk’un kurtarıcısı olarak Gılgamış’ın övüldüğü bir şarkıyla biter.
Giriş
Soru: Sumer medeniyeti ne zaman ve nerede kurulmuştur?
Cevap: Aşağı Mezopotamya’ya MÖ IV.binyılın ortalarında gelerek burada kendilerine özgü bir medeniyet geliştiren Sumerlerin Türkçe’mizin de içinde yer aldığı bitişken bir dil kullanan kavim oldukları, ayrıca bölgeye geliş yönleri konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte Orta Asya’dan geldikleri anlaşılmaktadır.
Soru: Mit nedir, mitler nasıl doğmuştur?
Cevap: “Mit” Yunanca’da söz, öykü anlamına gelir.Mitler, ilkel insan topluluklarının, evreni, dünyayı ve doğa olaylarını kişileştirerek yorumlamak, henüz sırrını çözemedikleri hayatın ve evrenin çeşitli görüntülerini bir anlam kolaylığına bağlamak ihtiyacından doğmuştur.Doğaüstü ve fizikötesi güçler yanı sıra, doğa güçleriyle savaşa girmiş, onları yenmiş ya da yenememiş ilk yiğitlerin kimlik ve kişiliklerini belirtmesiyle de mitler, eposlara, yani destanlara konu oluştururlar.
Sumer Ağıtları
Soru: Sumer ağıtlarının konusunu genel olarak neler oluşturur?
Cevap: Sumer ağıtları şairlerin yaşadıkları şehirlerin düşman eline geçmesi, halkın esir edilmesi, sarayların ve tapınakların yağmalanması üzerine yazdıkları şiirlerden oluşur.
Soru: Ur-Nammu Ağıtı hakkında bilgi veriniz?
Cevap: Yeni Sumer Çağı krallarından Ur-Nammu’nun ölümü ve ruhlar âlemine gidişini konu alan bir şiirdir. Ur-Nammu’nun sarayında sedye üzerinde yatması, halkın yas tutması söz konusudur. Sonra Ur-Nammu yeraltı dünyasındaki tanrılara hediyeler götürür. Burada rahipler tarafından kendisine ayrılan yere gelir. Kardeşi Gılgamış burada ona ölüler âleminin kurallarını öğretir. Daha sonra Ur halkının ağıtları ona ulaşır. Onun tamamlayamadığı işler, şehrin surları ve yalnız kalması üzerine üzülür. Artık ölmüştür ve onu sevenler de oldukça üzgündürler.
Soru: Agade’nin Lanetlenmesi ağıdı hakkında bilgi veriniz?
Cevap: Bu destanda Gutiler tarafından yıkılan Agade kentine karşı Sumerli bir şairin duyduğu sevinci dile getirir. Akadlı Sargon ve torunu Naram-Sin’in yaptıkları seferleri anlatan yarı mitolojik eserlerden de anlaşıldığı üzere, bu krallar önce Sumer kentlerine saldırmış, Sumerleri hâkimiyetleri altına almışlardır. Özellikle Nippur kenti Sumer hava tanrısı Enlil’in kült merkezi olmasından dolayı tüm Sumerler için kutsal bir mekândı. Burada bulunan Enlil’e adanmış olan Ekur tapınağının Akadlı askerler tarafından yağmalanması, yıkılması Sumerlerin hafızlarından silinmemişti. Gutilerin Zagros dağlarından gelerek Akad krallığına son vermelerini ve Agade kentini ele geçirmelerini başta Sumerlerin baş tanrısı Enlil olmak üzere diğer tanrıların da bir laneti olarak göstermişlerdir.
Sumer Destanları
Soru: Sumer destanları nelerdir?
Cevap: Sumerlerin diğer kavimler gibi yazı öncesine ait olan ve kahramanlık çağı denilen dönemin olaylarını anlatan destanları vardır. Bu destanlar, asırlar sonrasında yazıya aktarılmıştır.Bu destanlardan iki adedi Enmerkar isimli kahramanla ilgili olup, Enmerkar ve Aratta Ülkesi ile Enmerkar ve Ensukuşşiranna’dır. Diğer ikisi Lugalbanda ve Enmerkar ile Lugalbanda ve Hurrum dağı’dır. Diğer Sumer destanları Gılgamış’ın etrafında şekillenmiştir. Gılgamış’ın Ölümü, Gılgamış ve Kiş Kralı Agga, Gılgamış ve Yaşayanlar Ülkesi ile Gılgamış, Enkidu ve Ölüler Diyarı’dır.
Soru: Babilonya mitleri hakkında bilgi veriniz?
Cevap: MÖ II. binyıl boyunca Akadça yazılmış tabletlerde Babil mitleri diye bilinen destanlar yer almıştır. Bu destanların çoğunluğu Yeni Asur ve Yeni Babil devri arşivlerinden korunmuş olarak ele geçmiştir. Ninive, Uruk ve Babil gibi kentlerde ele geçen tabletlerin giriş bölümlerinde eski materyalin bir kopyası olarak bulunur. Mısır’daki Amarna ve Türkiye’de Boğazköy ve Sultantepe gibi merkezlerden MÖ II.binyıl ortalarına ait kaynaklarda Babil mitlerinin versiyonları ortaya çıkmıştır. Babilliler Sumer dini ve kültürünü benimsemişlerdir. Eski Babil Devri katipleri Sumer mitolojik belgelerini kendi dillerine tercüme etmişlerdir. Ayrıca Suriye ve Batı Sami geleneği de benimsenmiştir. Asur ve Babil mitlerinin hemen hemen aynı oldukları bilinmektedir.
Sumer Mitosları
Soru: Sumer mitosları hangileridir?
Cevap: Sumer Mitleri dünyanın yaratılışı, düzenlenmesi ve tanrıların eylemleri çevresinde oluşmuştur. Sumer mit yazıcıları yazılı dönem öncesi ozanların söyledikleri destanları yazıya geçirmişlerdir.Bunlar öyküleri anlatırken daha çok düş gücünü kullanmışlardır. Enlil’in Ninlil ile evlenmesi, Enki’nin evreni düzene koymasıyla ilgili Sumerlerin Cennet Miti, insanın çamurdan yaratılmasıyla ilgili Enki ve Ninhursag Miti, İnana ile Dumuzi arasındaki ilişkileri ele alan mitler, Gılgamış Destanı gibi. Enki ve Ninmah, “insanın yaratılışı”, Ninurta hakkında iki mit, Ninurtanın İşleri ve Ninurta’nın Nippura Dönüşü. İnannayla ilgili mitler şunlardır. “İnanna ve Enki”, “İnanna ve Abih Dağı’nın Fethi”, “İnanna ve Şukalletuda”, “Bahçıvanın Ölümcül Günahı”, İnanna’nın Yeraltına İnişi. Dumuziyle ilgili mitler; “Dumuzi ile Enkimdu”, “İnanna’nın Gönlünün Çalınması”, “Dumuzi ile İnanna’nın Evlenmesi”dir.
Soru: Enki ile İnanna Mitini açıklayınız?
Cevap: İnana, Uruk şehrinin gücünü, gönencini artırmak suretiyle burayı Sumer medeniyetinin merkezi yaparak kendi adını da yüceltmek ister.Bu sebeple bilgelik tanrısı Enki’nin oturduğu, Abzu’nun bulunduğu Eridu şehrine gider. İnanna Eridu’daki Abzu’ya yaklaşırken İnanna’nın çekiciliğine kapılan Enki ulağı İsimud’a İnanna’yı çağırıp bir de sofra hazırlamasını emreder. Enki şölen sırasında sarhoş olarak İnanna’ya kutsal bilgileri verir. İnanna kendisine verilen bu hediyeleri göğün gemisine yükleyip Uruk’a doğru yola çıkar. Daha sonra ayılan Enki, kutsal sözlerin yerinde olmadığını görür ve onları İnanna’ya verdiğinden çok pişman olur.Deniz ejderhalarını bu bilgileri almaları için onun peşinden gönderir. Uzun bir mücadeleden sonra İnanna güvenlik içinde Uruk’a ulaşır ve kutsal sözleri (ME’leri) gemiden indirir.
Soru: Enki ve Ninhursag Miti hakkında bilgi veriniz?
Cevap: Enki ve Ninhursag mitinde olaylar Dilmun’da geçmektedir. Enki önce ırmakları ve kanalları yaratır. Tanrı Ud’un yardımıyla yeryüzüne su çıkartır ve onları depolamak için havuzlar ve sarnıçlar yapar. Tarlalar suyun bolluğundan ürün verir. Rıhtımlar ve su yolları ticarete uygun hale gelir. Dilmun şimdi cazip bir yer olmuştur. Enki suyu kıraç bölgelere sevk eder ve büyük bahçeler oluşturur. Utu buna sevinir ve Enki ile uykuya dalar. Ninhursag ise Enki ile sekiz bitkiyi yaratmak için tohumunu değiştirmek üzeredir. Enki tekrar bitkileri arzular ve onların doğasını öğrenmek ister. O Abzu’dan bitkilerin büyümesi için bahçelere su taşıyacaktır. Bu, Ninhursag’ın öfkelenmesine sebep olur. Yalnız başına onların kaderlerini öğrenmek ister, Enki’ye bedeninin sekiz parçaya ayrılması için beddua eder.
Sumer Panteonu
Soru: Sumer tanrı inancı hakkında genel bir bilgi veriniz?
Cevap: Sumerler Aşağı Mezopotamya’da MÖ 2700’ler civarında kendi tanrılar topluluğunu oluşturmuşlardır.Onlar tanrıları insan şeklinde tasvir etmekteydiler. Bu durum onları diğer Önasya toplumlarından ayırmaktadır.Mezopotamya’da hayvanlara, hayvan resimlerine tapınılmamıştır. Hayvanlar tanrıların sembolü durumundadır.Tanrıların sembolü olan boynuzlu tacın kaynağı tam olarak bilinmez. Bu taç aynı zamanda hükümdarlık sembolü olup dışardan geldiği kabul edilir. Aşağı Mezopotamya’da yer alan Sumer kentlerinin her birinin kendine has bir tanrısı bulunmaktaydı. Bunlar, hava tanrısı, gök tanrı, güneş tanrı, ay tanrı, yaratıcı ana tanrı, çoban tanrı ve tahıl tanrı gibi.Bunların kendi kült merkezleri vardı. Enlil’in Nippur’da, Nanna’nın, Ur’da, Utu’nun Sippar’da, Enki’nin Eridu’da tapınakları yer almıştır. Tanrılar yalnızca tapınakta bir yer işgal etmez aynı zamanda bilge tanrı, koruyucu tanrı, yaratıcı tanrı olarak insanların hayatını da düzenlerdi.Sumerler tanrıları insan şeklinde tasavvur ettik-leri gibi onların yaşantısını da insanlara benzetirler-di. İnsanoğlu gibi onlar da yiyip-içmekte, evlenip yuva kurmaktaydılar. Onların da hırsları, arzuları vardı, sevinçli ya da hüzünlü olduklarına inanılırdı.
Soru: Mezopotamya panteonunun baş tanrısı hakkında bilgi veriniz?
Cevap: An, Mezopotamya panteonunun baş tanrısı olup, göğün kişileştirilmiş halidir, kutsal rakamı 60’tır. Bütün Mezopotamya tanrılarının en yük-sek rakamıdır. Mezopotamya kozmogonisinde, An-Enlil-Enki bir üçlü oluşturmaktadırlar. An’ın ünvanları, “tanrıların kralı”, “göğün kralı” ve “ülkelerin kralı”dır. Eski Sumer Devrinde, An Ur ve Uruk’ta önemli unsurlardan birisidir. MÖ III. binyılın ortalarında Fara tanrı listelerinde geçmektedir ve Uruk kralları tarafından tapınım görmüştür. Sargon dönemine ait Akadca isimlerde geçmektedir. Eski Babil döneminde, özellikle kral kitabelerinde ve panteon listelerinde görülür, Selevkos dönemi Uruk’ta, Anu kültünün bir versiyonu da bulunmuştur. Tanrı Anum’un dinî hayattaki ve kültteki önemi nispeten küçüktür, yüzlerce ilahi ve duadan yalnızca birkaçı direkt olarak ona hitap etmektedir, onun kült merkezleri Uruk’tadır. Tapınağı ise, É-anna, “Gök tapınağı” anlamına gelir. Boğazköy’de bulunmuş olan, “Gökteki Krallık” efsanesinde, tanrı Anu’nun Alalu ve Kumarbi ile olan taht mücadelesi anlatılmaktadır. Anu, Hurriler tarafından kendi panteonlarına alınmış ve saygı görmüştür. Ebla panteonunda Sunugaru olarak bilinen Ay tanrısı, Şaggar’ın eşi olarak geçmektedir.
Soru: Anunna nedir?
Cevap: Anunnalar bir tanrılar topluluğu olup, Eridu kentinin 50 tanrısı olarak geçer. III. Ur Devri’nde koruyucu ve arabulucu tanrılar olarak görülür. Gudea isimli Sumer kralı onları Lagaş şehrindeki E.ninnu tapınağına yerleştirdiğini anlatır. Enumaeliş mitinde bunların Marduk için Babil kentini inşa ettikleri görülür.Dünya yaratılmadan önce bunlar büyük ızdıraplar çekmişlerdir.Onlar sürekli aç kaldıklarından çayırları yemek zorunda kalmışlardır. Bunlar önce şiddetli bir yıkıma katılmışlar, sonra da Gılgamış destanına göre Tufan’da tövbekar olmuşlardır.
Soru: Anzu nedir?
Cevap: Mezopotamya mitolojisi ve ikonografisinde aslan başlı kartal şeklinde bir yaratıktır.Bu isim IM.DUGUD. MUŞEN yada anzu olarak yazılırdı.Mezopotamya sanatında erken dönemlerden itibaren farklı hayvanlarla birlikte görülür.Aslan başlı kartal Eski Sumer Dönemi’nde farklı sanat eserleri üzerinde bulunur ve her biri kavgacı olarak fakat merkezi figürde iki adet yabani hayvanın yerine konularak koruyucu görev üstlenirdi. Anzu Eski Sumer Devri şahıs adlarında geçer. Louvre Müzesinde bulanan meşhur Akbabalar Sitelinde Ningirsu elinde bu kuşun bir heykelini tutmakta ve Gudea kitabesinde onun yarattığı heykellerle E.ninnu tapınağını dekore ettiğini söyler. Anzu Lugalbanda ve Enmerkar destanında akik taşı dağlarının tepesinde yuva yapmış olarak geçer. Anzu’nun yabani boğaları akşam yemeği için yakaladığı da destanlarda anlatılmaktadır. Ninurta’nın Eridu’ya yolculuğu destanında görülür. Orada tanrı genç Anzu ile Abzu’ya ulaşır ve dostluğunu sunar. Bazı kaynaklarda Anzu’nun şeytan görünümü hâkimdir. Anzu tanrı banyo yaparken kader tabletlerini satarak Enlil’in güvenine ihanet etmiştir.
Soru: Enlil hakkında bilgi veriniz?
Cevap: Sumer panteonunda An’ın yerini kısa zaman içinde Enlil alarak baş tanrı olmuştur. Adının anlamı “yeryüzünün beyi”dir. Tanrıların babası, yerin ve göğün kralı, bütün ülkelerin kralı gibi unvanlara sahipti. Sumer düşüncesine göre kralları tahta çıkaran, ülkeye bolluk ve bereketi getiren Enlil’dir. Onun kült şehri Nippur’dur. Bu şehirde bulunan Ekur tapınağı ona aittir. Mezopotamya tarihinin bütün devirlerinde Enlil şahıs adlarında geçmektedir. Sumer ayinsel dualarda görülmektedir. Asur, Babil, Uruk, Kullaba ve Elam’da tapınağı ve kültü vardır. Acemhöyük’te bulunan I. Şamşi-Adad’ın mührü üzerindeki ibarede kral kendisini tanrı Enlil tarafından atanmış saymaktadır. Enlil, diğer Sami halklar tarafından tapınım görmüş bir tanrıdır.Onun en büyük özelliği yaratıcı tanrı olarak görülmesidir. Bunun yanında, bağışlayıcı, koruyucu, güçlü kuvvetli, adaletli, şefkatli bir tanrı olarak da tapınım görmüş olduğunu gösteren kanıtlar vardır.
Soru: Adı “Güzel yerin efendisi” anlamına gelen Sumer tanrısı kimdir?
Cevap: Enkidu: “Güzel yerin efendisi” anlamına gelir. Gılgamış ve Huwawa, Gılgamış, Enkidu ve Yeraltı Dünyası mitlerinde Gılgamış’ın ulağıdır.Mezopotamya mitolojisinde en büyük entrikacılardan biridir. Vücudu kaba tüylerle kaplıdır. Ceylanlarla birlikte ot yer, hayvanlarla yakın dostluğu bulunur. Gılgamışla yüz yüze görüşür ve onunla fikir ayrılığına düşer. Sonrasında birbirleriyle dost olurlar ve dostlukları destana dönüşür.
Soru: İnanna/İştar hakkında bilgi veriniz?
Cevap: Sumer tanrıçası olup, göğün hanımefendisi unvanı vardır. Fara tanrı listelerinde An ve Enlil’den sonra, Enki’den önce gelmektedir. Bu tanrıça daha çok aşk ve savaşla ilgili gözükmektedir. III. binyılın ortalarına ait Kiş kral yazıtlarında geçmektedir. Nanna ay tanrısı olup, onun kızı tanrıça İnanna ve oğlu güneş tanrısı UTU’dur. Mezopotamya’da iki tanrıçanın eşimsenmesi, Akadlı Sargon’un Sumer-Akad birleşik imparatorluğunun teolojik olarak kuruluşunun bir sonucu olarak görülmektedir. Ay tanrısı Sin ile Nanna eşitliği de buna benzer. Tanrıça İştar, Mari panteonun-da yer almaktadır. Ayrıca, Ebla şahıs adlarında geçmektedir ve Ebla’da III.ve II. binyıllarda alt tabaka Sami halkların tanrıları arasında yer almaktadır. Kuzey Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’da İştar Ninive Şauşga’sı olarak geçmektedir. Nuzi’de, Teşup ve Şauşka kardeşler şeklinde görülür.
Soru: Sümer tanrılarının isimleri nelerdir?
Cevap: An/Anu, Anunna, Anzu, Enlil, Enki/ Ea, Enkidu, Ereşkigal, Dumuzi, İnannaİştar, Im/Adad, Lamassular, Lugalbanda, Nanna/Sin, Ningirsu, Ningişzida, Ninşubur/İlabrat, Nisaba, Ninhursag, Ninurta, Usumi ve Utu/ Şamaş
Ünite 5
Soru: Olimpos’lu tanrılardan biri olan Artemis’in görevi, özelliği ve simgesi nedir?
Cevap: Olimpos’lu tanrı Artemis, vahşi doğa, avcılık, okçuluk, ay tanrıçasıdır. Özelliği iffet, simgesi de geyik, hilal, yay ve oktur.
Giriş
Soru: En genel haliyle Mythos kavramını tanımlayınız.
Cevap: Mythos, söylenen, duyulan söz, çok tanrılı dinlerin tanrıları, kahramanların üzerine anlatılan efsane olarak tanımlanabilir.
Soru: En genel haliyle Mythologia kavramını tanımlayınız.
Cevap: Mythologia, kahramanların üzerine anlatılan efsaneleri inceleyen bilim diye açıklanabilir.
Soru: Mitolojik kavramların pek çoğu herhangi bir doğa olayının simgesidir. Yunan mitolojisinde baş tanrılık özelliğini taşıyan Zeus hangi doğa olayını simgeler?
Cevap: Yunan mitolojisinde baş tanrılık özelliğini taşıyan Zeus yıldırım ve şimşeği simgeler.
Soru: Mitolojiler hangi ana temaları işlerler?
Cevap: Mitolojiler üç ana tema işlerler. Bunlar, yaradılış, türeyiş, tanrıların doğuşudur.
Soru: Yunan ve Roma mitolojilerinde tanrı betimlemesinin en önemli özelliği nedir?
Cevap: Yunan ve Roma mitolojilerinde tanrı betimlemesinin en önemli özelliği insan biçiminde gösterilmeleridir.
Roma Mitolojisi
Soru: Romalılarda tanrılara tapınma ne şekilde başlamıştır?
Cevap: Önceleri Romalılar hiçbir tanrıya tapmamışlardır. Ancak artan savaşlar ile birlikte tanrı inancı Roma’ya da gelmiştir. Romalılar genelde Yunanlıların Olympian tanrılarını kabul etmişlerdir.
Soru: Romalılar, Hangi olimpos’lu tanrılara hangi adı vererek tapınmışlardır?
Cevap: Romalılar, Olimpos’lu tanrıların adlarını şu şekilde değiştirmişlerdir:
• Zeus – Jupiter
• Poseidon – Neptunus
• Hestia – Vesta
• Hera – Iuno (Juno)
• Ares – Mars
• Hephaistos – Vulcanus
• Aphrodite – Venus
• Hermes – Mercurius
• Artemis – Diana
• Hades – Pluton
• Dionysos – Bakkhos
• Demeter - Ceres
• Eros - Cupid
adlarını almıştır. Apollon ise adı değişmeden Roma mitolojisine geçen tek tanrı olma özelliğini taşımaktadır.
Yunan Mitolojisi
Soru: Yunan mitolojisinin yazıya aktarılmasını sağlayan yazarlar kimlerdir?
Cevap: Yunan mitosunun yazıya geçirilmesi Homeros ve Hesiodos’la başlar, ancak daha sonra Homeros ve Hesiodos’un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelere eklemeler ve katkılar yapılır.
Soru: Yunan mitolojisi tam olarak hangi yıllarda gelişmiştir?
Cevap: Yunan mitolojisi MÖ 700 yıllarında tam olarak gelişmiştir.
Soru: Yunan tanrılarının genel görünüşleri nasıldır?
Cevap: Yunan tanrıları hem görünüş hem de karakter olarak
insanlara benzer.
Soru: Yunan tanrılarının insanlardan farklı yönleri nelerdir?
Cevap: Yunan tanrılarının insanlardan farklı olan yönleri
ölümsüz olmaları ve özel besinlerle (ambrosia ve
nektar) beslenmeleridir.
Soru: Homeros’un kendi yaşamıyla ilgili en çok kabul gören bilgi nedir?
Cevap: Homeros’un MÖ 850 yılları civarında yaşadığı ve İzmirli olduğu en çok
kabul edilen bilgidir.
Soru: Homeros’un iki eserinden biri olan İliada’nın türü nedir ve konusu nedir?
Cevap: İliada Homeros’un Yunanca İlias adını taşıyan destanı, İlion ya da Troya olarak adlandırılan kentin destanıdır. Destanın konusu Homeros’un yaşadığı kabul edilen tarihten yaklaşık 400 yıl önce yapıldığı kabul edilen, Tunç Çağı’nın sonlarında Akhalar ile Troyalılar arasında geçen Troya savaşıdır. Ancak bu destanda savaşın çok kısa bir bölümü anlatılır. Savaş, Troya’lı Paris’in Miken Kralı Agamemnon’un kardeşi Sparta kralı Menelaos’un karısı Helene’ye aşık olup, onu Troya’ya kaçırması nedeniyle çıkmıştır.Bu olay üzerine Menelaos ve Agamemnon ile birlikte Akha ordusu Troya seferine çıkar. Savaş bir türlü sonuçlanmayınca Akhalılar tahta at hilesine başvururlar. Tahta at içinde Troya’ya giren Akha askerleri kenti talan edip, erkekleri öldürür, kadınları da esir alır. Bu destanda anlatılan mitolojik öyküdür.
Soru: İliada Destanı’nda anlatılan Troya Savaşının bugün kabul edilen gerçek nedeni nedir?
Cevap: Troya savaşının bugün kabul edilen gerçek
nedeni ise Anadolu’nun zengin maden yataklarının
olması ve ticaret açısından büyük öneme sahip olan
Boğazlara Akhalılar’ın sahip olmak istemeleridir.
Soru: İliada Destanı Troya Savaşının ne kadarlık bir bölümünü anlatır?
Cevap: İliada 24 bölüm ve yaklaşık 16.000 dizeden oluşur.
10 yıl süren Troya savaşının sadece 51 günlük bölümünü kapsamaktadır destan. Makedonya’lı Büyük
İskender’in İliada destanını yanından hiç ayırmadığı ve her zaman Akhilleus’a özendiği de bilinir.
Soru: Homeros’un eserlerinden biri olan Odysseia’nın konusu nedir?
Cevap: Odysseia ise Ithake kralı Odysseus’un serüvenlerinin anlatıldığı bir destandır. Bu destan da 24 bölümden oluşur. Odysseus’un Troya’dan ülkesi İthake’ya dönüş yolculuğu anlatılır.
Soru: Grek mitolojisi hakkında bilgi edinmeyi sağlayan ikinci kaynak olan Hesiodos hangi yıllarda yaşamıştır?
Cevap: Grek mitolojisi hakkındaki ikinci büyük kaynak
MÖ 8. Yüzyılda yaşamış olan Hesiodos’tur. Hesiodos Ionialıdır. Günümüzdeki Foça (Phokaia)’nın kuzeydoğusundaki Kyme şehrinde doğmuştur. Babası tarım işleriyle uğraşan çiftçidir. Doğduğu şehirden Yunanistan’a, Boiotia’ya göç etmiştir.
Soru: Hesiodos’un eserleri nelerdir?
Cevap: İşler ve Günler (Erga Kai Homerai) ve Tanrıların Yaratılışı (Theogonia) adlı iki önemli yapıtı
vardır.
Soru: Homeros ve Hesiodos’un yaklaşımları arasındaki farkı açıklayınız.
Cevap: Homeros ile Hesiodos’u karşılaştırdığımızda birbirlerine benzemedikleri dikkatimizi çeker. Homeros
kaynak yapıtlarında bize adını bile vermezken Hesiodos her iki yapıtında da adını verir, kendinden söz
eder, akrabalarını, kentini belirtir, günlük yaşamla ilgili önemli bilgiler aktarır
Soru: Homeros ve Hoseidos dışında Yunan mitoslarını işleyen şairler hangileridir?
Cevap: MÖ 7. Yüzyılda Lesbos (Midilli) adasında yaşamış olan Sappho, Pindaros (MÖ 518-446), Kallimakhos (MÖ 310- 240) ve Theokritos (MÖ 3.yy. başları) Yunan mitoslarını işleyen Yunan şairleridir. MÖ 5. Yüzyılda yaşamış olan üç büyük tragedya yazarı Aiskylos, Sophokles ve Euripides ile komedya türünde yazan Aristophanes de mitolojik konuları ele almışlardır. Ayrıca Herodot ve Eflatun (Platon)’u da saymak gerekir. Teokritos’un çağdaşı olan Bion ve Moskhos (MS.3.yy.) Rhodoslu Apollonios mitologya ile ilgilenmişlerdir. MS 2. yy. da yaşamış olan Apuleius ve Lukianos’un mitoloji bakımından önemi büyüktür. Pausanias MS 2. yy da gezip gördüğü yerlerle ilgili öyküleri kentlerin kuruluş efsaneleriyle anlatmıştır.
Soru: Hesiodos’a göre evrenin başlangıcı ne şekilde gerçekleşmiştir?
Cevap: Hesiodos’a göre evrenin başlangıcı karışıklık, belirsizlik ve sonsuz boşluk anlamına gelen Khaos’tu. Khaos’tan yerküre ya da Toprak (Gaia ya
da Ge) doğdu, Gaia Khaos’un aksine belirsiz bir boşluk olmayıp, biçimi vardı. Gaia yani Toprak / Yerküre üzerinde tanrılar, insanlar ve hayvanlar güvenle yürüyebilirlerdi. Gaia cinsel birleşme olmaksızın gökyüzünü (Ouranos), kendisini tümüyle kucaklayabilsin diye dağları ve en sonunda da denizi (Pontos) doğuran birincil varlıktır. Bu varlıkarı kendi kendine üreme yani Parthenogenesis yoluyla doğurmuştur.
Soru: Hoseidos’un Tanrıların Yaratılışı (Theogonia) adlı yapıtında evrenin yaratılışı işlenirken hangi üç öge ya da ilkeden söz edilir? Açıklayınız.
Cevap: Theogonia’da Musalara övgü bölümünden sonra asıl konu olan evrenin yaratılışına girilir. Burada üç öge ya da ilke sayılmaktadır. Khaos, Gaia ve Eros. Gaia için “Eurysternos” geniş göğüslü, engin
kucaklı, sağlam tabanlı denilmektedir. Eros içinse “tanrıların en güzeli, canlıların elini ayağını çözen sıfatları ile tanrı ve insanlarda görülen sevgi, aşk anlamı kullanılır. Eros birleştirici yetisiyle yaratılışa olanak tanıyan ve türün sürekliliğini sağlayan güçtür. Khaos’tan Nyx ve Erebos ilkeleri çıkar. Nyx yeryüzündeki geceyi, Erebos ise yer altı derinliklerinin yoğun sisini, karanlığını simgeler. Nyx’ten iki ışık ilkesi olan Aither (Esir) ve Hemera (Gündüz) doğar. Gaia ile Ouranos’un birliğinden canavar varlıklar ürerler. Bu canavarlar, evrensel dayanışmanın
gereklerine henüz boyun eğmemiş olan, yıkıcı ve yok edici doğal güçlerin temsilcileridir. Bu dev ve canavar türü yaratıklar, Titanlar, Kykloplar ve Hekatonkheir’lerdir.
Soru: Dişi ve erkek titanlar hangileridir?
Cevap: Titanların doğuşuyla evrende Theogonia yani tanrıların doğuşu yer almıştır. Okeanos, Koios,
Krios, Iapetos, Hyperion ve Kronos erkek Titanlardır. Theia, Rheia, Themis, Mnemosyne, Phoibe ve Tethys ise dişi titanlardır.
Soru: Gaia, Ouranos’a üç Kyklops doğurmuştur. Bunlar hangileridir? Açıklayınız.
Cevap: Gaia, Ouranos’a üç Kyklops doğurmuştur. Alınlarının ortasında yuvarlak tek gözleri olan ve çok büyük fiziksel güce sahip olan bu varlıkların
adları: Brontes (Gök Gürültüsü),Steropes (Yıldırım) ve Arges (Şimşek)’tir. Gaia’nın en son doğurduğu üç varlık ise Hekatonkheirler ya da yüz kollulardır. Hekatonkheirler’in adları ise Kothos
(cezalandıran), Briareus (Güçlü) ve Gyes (Çok kollu- bacaklı) dır. Bunlar kibirli, sert hareketli ve öfkeli devlerdir. Yüz tane kolları ve elli başları vardır.
Soru: Gaia neyi sembolize eder? Açıklayınız.
Cevap: Toprak dediğimiz tanrısal varlığın ilk somut görünümü olan Gaia aynı zamanda yaşamı veren
ve alan Büyük Evrensel Anne’dir. Arkaik dönemde yaygın bir tapınım konusu olan Gaia sonraları
üretkenliğin ve yaşamın değerini kendi üzerlerinde daha iyi odaklaştıran başka dizi varlıkların gölgesinde kalmıştır
Soru: Gaia, Ouronos’a neden tuzak kurmuştur?
Cevap: Titanlardan hem iğrenen hem de kendi iktidarı almalarından korkan Ouronos çocukları doğdukça onları yerin derinliklerine alıyordu. Bu duruma çok üzülen Gaia bu eziyetten kurtulmak için oğullarını korkutur. Gaia öfke ve hiddetle çocuklarını harekete geçirmeye razı etmek isterse de, onlar korkuya kapılırlar. Sadece son çocuk, cingöz, kafası karışık Kronos Gaia ile birlik olup tuzak kurmayı kabul eder. İkinci kuşak tanrısı Kronos, Gaia’dan aldığı tırpanla babası Ouranos’un üreme organını keser ve arkasındaki Aigaion Pelops’a (Ege Denizi) fırlatır
Soru: Kronos, Gaia’dan aldığı tırpanla babası Ouranos’un üreme organını kesip Ege Denizi’ne attıktan sonra meydana gelen olaylar nelerdir?
Cevap: Kronos, Gaia’dan aldığı tırpanla babası Ouranos’un üreme organını keser ve arkasındaki Aigaion Pelops’a (Ege Denizi) fırlatır. Yaranın kanından gebe kalan Gaia Erinysleri (öc perileri), Fraksinus (Ağaç Perileri) ve Nympheleri (Su perilerini) ve Gigantları (Devleri) doğurur. Erinysler aileye ve toplumsal düzene karşı işlenen suçların öcünü almalarıyla tanınırlar. Fraksinuslar kahramanların doğuşuyla ilgili olarak karşımıza çıkarlar. Devler ne iri yapılı ve yenilmez güçte varlıklardır. Ouronos’un erkeklik uzvunun atıldığı denizdeki dalgaların köpüklerinden Aşk Tanrıçası Aphrodite doğmuştur. Tanrıların gerçek öyküsü, Ouranos’un böylece yenilmesinden sonra başlar. Yunan mitolojisinin ilk büyük adı olan Kronos dünyaya egemen olur. Gaia’nın karnında gömülü kalmaktan kurtardığı Titanlar onun egemenliği altında aralarında tanrısal çiftler oluştururlar.
Soru: Kronos dünyaya egemen olduktan sonra, onun egemenliği altında tanrısal çiftler oluşturan Titanlar hangileridir?
Cevap: Yunan mitolojisinin ilk büyük adı olan Kronos dünyaya egemen olur. Gaia’nın karnında gömülü kalmaktan kurtardığı Titanlar onun egemenliği altında aralarında tanrısal çiftler oluştururlar.
Tanrısal çiftler,
• Okeanos – Tethys
• Koios – Phoibe
• Hyperion – Theia
• Krios – Eurybie
• Kronos – Rheia’dır.
Iapetos ile Themis ise farklı eşler seçmişlerdir. Themis kendinden sonraki kuşaktan Zeus ile evlenmiştir. Iapetos ise eş olarak Okeanos kızı Klymene’yi seçer.
Soru: Kronos ve Rheia’nın Çocukları kimlerdir?
Cevap: Kronos ve Rheia’nın evliliğinden Zeus, Hades, Poseidon, Hestia, Hera ve Demeter olmak üzere 6 çoçuğu olmuştur.
Soru: Zeus’u Yunan mitolojisi içinde baş tanrılığa getiren süreci anlatınız.
Cevap: Zeus Kykloplarla Hekatonkheir’leri Ouronos’un kapattığı yeraltından kurtarır, buna karşılık Kykloplar Zeus’a gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımı bağışlar. Gök ateşi Zeus’a ölümsüzlerle ölümlüleri
buyruğu altına almasını sağlar. Ancak Zeus tüm yetkiyi ele geçirmek için Titanlarla da savaşmak zorundadır. Titanlar iki gruba ayrılmışlardı. Okeanos, Hyperion, Themis ve Mnemosyne Zeus’un yanında yer almışlardı. Teselya’nın Othrys ve Olympos adlı iki yüksek tepesinde süren ve adına Titanomachia denilen savaş on yıl sürmüştür. Zorlu bir mücadeleden sonra Titanlar yenilip zincire vuruldular ve Tartaros’a atıldılar. Tartaros’un bekçileri ise Zeus’a bağlı olan Kottos, Briareus ve Gyes idi. Dişi titanların (Metis ve Rheia’nın çabaları sonucunda) ise hiçbirisi cezalandırılmamıştır. Yunan mitolojisi içinde Zeus baş tanrıdır. Egemenliği sadece kendi gücüyle ama daha önceki tanrılardan da yardım alarak elde ettiği için Kronosoğlu saltanat gücünü görev ve onur dağıtımıyla gösterdi.
Soru: Özelliği hiddet ve öfke olan Yunan tanrısı hangidir?
Cevap: Özelliği hiddet ve öfke olan Yunan tanrısı Poseidon’dur. Görevi deniz, simgesi de, trident ve attır.
Soru: Güneş ve ışık olan tanrı hangisidri ve özelliği nelerdir?
Cevap: Güneş ve ışık tanrısı Apollon’dur. Apollon’un özelliği güzel sanatlar, edebiyat ve kehanettir.
Soru: Devamlı Olimpos’ta bulunmayan tanrılardan biri olan Dionysos’un görevi ve özelliklerini anlatınız.
Cevap: Babası Zeus’tur. Zeus onu doğuda Hermes’e emanet eder. Ergen olan Dionysos üzümü ve ondan nasıl faydalanılacağını keşfeder. Ama Hera onu delirtir. Tanrı delirmiş bir halde Mısırla Suriye arasında dolaşır. Asya kıyılarını aşıp Phrygia’ya ulaşır. Burada Tanrıça Kybele tarafından kabul edilir. Kybele onu arındırıp kendi kültü hakkında bilgilendirir. Dionysos delilikten kurtulup önce Trakya’ya, Hindistan’a gider ve sonra da Yunanistan’a geri döner. Dionysos tanrılarla Gigantlar savaşında da yer almıştır. Şarap ve ilham tanrısı olan Dionysos’un şerefine tantanalı geçit olayları düzenlenirdi. Bu geçit olaylarında bereket ve toprak cinleri maskelerle canlandırılarak yer alırdı. Bu tören alayları daha düzenli bir formda tiyatro (komedi, tragedya ve satirik dram) temsilcilerinin doğmasına yol açmıştır. Betimlemelerde Dionysos’un elinde çoğunlukla şarap kabı olan Kantharos Thrysos (sarmaşık sarılı, süslü uzun sopa) tutar.
Soru: Zeus kült olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Cevap: Zeus kült olarak Girit adasında ortaya çıkmıştır. Ancak en önemli kült merkezi Olympia’dadır.
Ünite 6
Soru: Eski Türk dini konusunda Türkiye’de ilk çalışmalar kimler tarafından yapılmıştır?
Cevap: Eski Türk dini konusunda Türkiye’de ilk çalışmalar, Ziya Gökalp, M. Fuad Köprülü, Abdülkadir İnan, İbrahim Kafesoğlu, Emel Esin gibi bilim insanları tarafından yapılmıştır
Türk Mitolojisinin Kültleri ve Çeşitlenmeleri
Soru: Türk kültürünün ve tarihinin ilk izlerine nerelerde rastlanır?
Cevap: Türk kültürünün ve tarihinin ilk izleri taşlarda, kayalarda, sanat eserlerinde, halk hikâyelerinde, destanlarda ve daha da önemlisi eski inançlarında, yani
mitlerindedir.
Soru: Mit neyi anlatır?
Cevap: Mit, evrenin, dünyanın ve insanın yaratılışının eski kültürlerde sembolik şekilde açıklanmasıdır. İçinde din unsurları da taşıyan, kutsal gerçeklik olarak ele alınan mit, bir şeyin nasıl yaratıldığını, nasıl var olmaya başladığını ve hangi maceralardan geçtiğini anlatır.
Soru: Mitin konusu nedir?
Cevap: Mitin konusu genellikle bir yaratılışla ilgilidir. Mitlerdeki kişiler
genellikle tanrılar ve doğaüstü varlıklardır.
Soru: Türk mitolojisi nedir?
Cevap: Türk milletinin kültüründe var olan inanmalar, tanrılar, kutsal ruhlar, olağanüstü olaylar, kahramanlar, evren ve bütün canlıların yaratılışı hakkında sözlü ve yazılı anlatımları Türk mitolojisi olarak değerlendiriyoruz.
Soru: Eski Türk inançları için Kuzeydoğu Asya ve Orta Asya ‘nın önemi nedir?
Cevap: Eski Türk inançları ile ilgili yapılan çalışmalarda bugün Kuzeydoğu Asya ve Orta Asya önemli bir konumdadır. Bu coğrafya ilk Türk yerleşmelerinin bulunduğu, günümüz Türklerinin ilk atalarının yaşadığı ve halen geleneksel eski Türk inançlarının yaşatıldığı nadir bir bölgedir.
Soru: Eski Türk dini hakkında en önemli kaynak nedir?
Cevap: Eski Türk dini hakkında en önemli kaynağın Hoytu Tamir yazıtları
olduğu ve ilk defa bu yazıtlarda Tanrı’ya Iduk sıfatı verildiği yazılıdır.
Soru: 1890’ lı yıllarda ilk bilimsel araştırmalar kimler tarafından yapılmıştır?
Cevap: 1890’ lı yıllarda ilk bilimsel araştırmalar W. Radloff, A.V. Anohin, V. İ. Verbitsky, G. V. Ksenefontov gibi araştırmacılar tarafından yapılmıştır. Altay bölgesi Türk tarihi ve kültürü için zengin kültür ürünlerini barındırmaktadır.
Soru: Eski Türklerde hangi tür temel inançlar bulunmaktadır?
Cevap: Eski Türklerde “doğa güçlerine inanma (tabiat kültü), atalar kültü ve Gök Tanrı kültü şeklinde temel inançlar bulunmaktadır.
Soru: “Tabiat kültü” inanma türü nedir?
Cevap: Tabiatta her birinin içinde gizli güçler, iyi ve kötü ruhlar, olduğuna inanılan, dağ-tepe, orman-ağaç, yer-su, taş-kaya vb. canlı ve cansız varlıkların bulunduğuna inanılıyordu. Bu inanma “tabiat kültü”nü oluşturuyordu.
Soru: “Atalar kültü” nedir?
Cevap: Türk kültüründe ölmüş veya yaşlı büyüklere saygıyı esas alan “atalar kültü” geçmişten günümüze önemini korumaktadır. Ölmüş ataların ruhlarına kurban kesme ve yaşayan büyüklere hediyeler sunma bu inanmanın uygulamalarıdır.
Soru: “Gök Tanrı” kültü nasıl oluşmuştur?
Cevap: Eski Türk inançlarında yüce, yüksek, aşkın bir varlık ve her türlü olayın bir düzen içinde oluşmasını sağlayan varlık olarak Tanrı’nın mekânı olarak “Gök” algılaması
beraberinde “Gök Tanrı” kültünü oluşturmuştur.
Soru: Totemizm (Ongunculuk) ve Şamanizm (Kamlık) nasıl ortaya çıkmıştır?
Cevap: Türk kültüründeki din olgusu Avrupalı ve Rus
araştırmacıların köken itibariyle Avrupalı olan tanımlamalarla Totemizm (Ongunculuk) ve Şamanizm (Kamlık) şeklinde isimlendirilmiştir. İlkel kabilelerde görülen Totemcilik, genel mahiyeti bakımından Türkler arasında görülmemektedir. Yapılan araştırmalarda eski Türklerin inançlarının başında Kamlık inancı gelmektedir. Bu inanç doğrudan bir din değildir. Bu inanç içinde din olgusunu da barındıran bir yaşam tarzıdır. Günlük hayatın bir parçası olan Kamlık diğer dinler gibi kurumsal bir yapı göstermemektedir.
Soru: “Kam” ismi kime söylenmektedir?
Cevap: Türklerde Kamlık inancının merkezinde yer alan, ruhlar ve insanlar arasında iletişim kurduğuna inanılan kişi “Kam” ismiyle tanınmaktadır. Kamlar; bir takım doğaüstü güçleri olduğuna inanılan “kâhin, büyücü, hekim, bilgiç” gibi başlıca kimlikleriyle rol almış, kendilerine yardımcı ruhlar aracılığıyla kötü ve iyi ruhlarla görüşebilen ve insanların sorunlarına çare bulan kişi konumundadır.
Soru: Türkler, tarihi süreç içerisinde hangi dinleri benimsemişlerdir?
Cevap: Türklerin, tarihi süreç içerisinde Kamlık inancı dışında, Doktriner (öğreti) ve Semavî (Göksel) dinler olarak, Budizm, Taoizm, Maniheizim, Mazdeizm, Zerdüştilik, Hristiyanlık (Nesturilik), Yahudilik ve İslamiyet gibi dinleri benimsedikleri bilinmektedir.
Soru: Türk mitolojisinde Tanrı tanımlamaları içinde hangi isimler kullanılmaktadır?
Cevap: Türk mitolojisinde Tanrı tanımlamaları içinde “Gök Tanrı-Kök Tengri, Kuday, Ürüng Ayıı Toyon, Kayra Han, Abıyaş Kan, Ülgen ve Kurbıstan,Iduk” gibi isimler kullanılmaktadır.
Soru: Eski Türklerde çok Tanrılı bir yapı nasıl ortaya çıkarılmıştır?
Cevap: Eski Türklerdeki, tabiattaki canlı veya cansız varlıklarda olduğuna inanılan bir takım gizli güçlerin (iyi ve kötü ruhlar) Tanrı olarak isimlendirilmesiyle çok Tanrılı bir yapı ortaya çıkarılmıştır.
Soru: Türk mitolojisinde’ İlk insanı, güneşi, ayı, yıldızları, yeri, dağları,
hayvanları O yaratmıştır’ diye bahsedilen Tanrı hangisidir?
Cevap: Türk mitolojisinde “Gökyüzü Tanrısı” olarak geçmektedir. Dünyanın ana kutu’dur. Bütün ana kutlar ondan yaratılmıştır. Ayığ Han olarak da bilinir. İlk insanı, güneşi, ayı, yıldızları, yeri, dağları, hayvanları O yaratmıştır.
Soru: Altay Türklerine göre en büyük tanrı hangisidir?
Cevap: Kayra Han, Türk mitolojisinde Gök Tanrı’ya verilen isimlerden biri olarak görmekteyiz. Altay Türklerine göre en büyük tanrıdır.Evrenden önce var olan, dünyanın yaratılışını ve sonunu belirleyen tanrıdır.
Soru: Altay Türklerinin mitlerinde Gök Tanrı’nın oğlu olarak görülen Tanrı hangisidir?
Cevap: Ülgen, Altay Türklerinin mitlerinde Gök Tanrı’nın oğlu
ve gökyüzünün hakimi, iyilik ve merhamet tanrısıdır. Ay ve güneşin arkasında ve yıldızların üstünde, göğün onaltıncı katında, Altındağ’da, altın kapılı
bir sarayda, altın tahtta oturduğuna inanılan Ülgen gökteki varlıkların hakimidir. Onların yaratıcısı ve yöneticisidir.
Ünite 7
Budizm
Soru: Budizm kim tarafından kurulmuştur?
Cevap: Budizm, MÖ 6. yüzyılda yaşayan Sidharta Gautama tarafından Hindistan’ın kuzey kesiminde, Kapilavastu şehrinde kurulmuş ve oradan yayılmış olan bir dindir. Günümüzde Budizm’in Uzakdoğu’da, Orta Asya’da, Japonya, Çin, Moğolistan başta olmak üzere 600 milyon inananı bulunmaktadır.
Soru: Budizm inananların büyük çoğunluğu neden Hindistan dışında yaşar?
Cevap: Budizm Hinduizm’deki kast sistemine karşı çıkmış ve kişinin kurtuluşa ulaşması için ruh döngüsünün kırılması felsefesini işlemiştir. Bu sebeple inananların büyük çoğunluğu Hindistan dışındandır.
Soru: Sidharta Gautama’nın lakabı nedir?
Cevap: Sidharta Gautama’nın Buda lakabını alışı aydınlanma olayı sonrasıdır. “Buda” uyanmış, idrak etmiş, hakikati fark etmiş, bilinçlenmiş anlamındadır. Bir gün Neranjara nehri yakınında Bodh-Gaya denilen yerde bir incir ağacı altında otururken, otuz beş yaşında Sidharta’nın aydınlandığı ve Buda olduğuna inanılır. Sidharta Gautama Buda, o günden itibaren toplumu vaazları ile aydınlatma görevine başlamıştır.
Soru: Nirvana terimin karşılığı nedir?
Cevap: Nirvana Budizm’in hedefi, en temel kavramı ve diğer inançlardan farklılığını oluşturan bir terimdir. Nirvana, dünyaya meyletmeyen, arzu ve isteklerini dizginleyen, acı ve ızdırablara tahammül eden, hakikat bilgisini kavrayan kişilerin ulaşacakları zirvedir. Nirvana’ya ulaşmak için arzu ve ihtirası yok etmek, kötü huy ve davranışları bırakmak, hakikati kavrayacak olgunluğa ulaşmak gerekir. Kişi Nirvana’ya ulaşınca tenasüh denilen ruh göçünden, hayatın sonsuz tekrarlanan döngüsünden kurtulacaktır.
Soru: Nirvana’ya ulaşmanın yolu dünyayı terk etmekten, ruhsal arınma ve temizlenme egzersizlerinden, murakabe tekniğinden geçmektedir. Bu aşamada uygulanan teknikler nelerdir?
Cevap: Bu aşamada yoga ve meditasyon Budizm’de uygulanan tekniklerdendir.
Soru: Yoganın amacı nedir?
Cevap: Yoga: Pratikte zihin ve beden bilimidir. Beden ve zihnin doğal dengesini sağlaması hedeflenir. Burada amaç Hakikatin kavranılması, benliğin tanınması ve huzura kavuşmasıdır.
Soru: Meditasyon nasıl bir arınma tekniğidir?
Cevap: Meditasyon ise birçok kültürde ve dinde uygulanan manevi bir arınma tekniğidir. Meditasyon, kişinin iç huzuru, sükûneti, değişik şuur hallerini elde etmesini sağlayan, zihnin denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen addır.
Soru: Sanga terimin karşılığı nedir?
Cevap: Budizm’de önemli kavramlardan biri bir diğeri Sanga’dır. Sanga; Budist inananlar topluluğunun tümünün anlatımı için kullanılan bir ifadedir. İslam’daki ümmet kavramı ile eşdeğer görebileceğimiz bu terim Budizm’de iman ilkesi içerisinde de yerini bulmuştur. Bu ilke “Buda’ya sığınırım, Sanga’ya sığınırım, Darma’ya sığınırım” dır.
Soru: Darma terimimn karşılığı nedir?
Cevap: Darma, Hinduizm’deki gibi Budizm’in de benimsediği ve kanun, din, nizam, gidilen yol anlamlarında kullanılan bir terimdir.
Soru: Bir Budist için kaç hakikat önemlidir?
Cevap: Bir Budist dört hakikat önemlidir. Bu dünya hayatında Izdırabın ne olduğunun, Izdırabın kaynağının, ızdıraba götüren yolların ve ızdırabın nasıl kaldırılacağının bilinmesi gerekir. Izdırabın kaldırılması arzu ve isteklerin yok edilmesi ile mümkündür. Bu da sekiz kutsal yolun uygulanması ile elde edilecektir: Doğru iman, Doğru düşünce, Doğru konuşma, Doğru davranış, Doğru gayret, Doğru iş, Doğru karar, Doğru tefekkür.
Soru: Budist mabetlerine ne ad verilir?
Cevap: Budist mabetlerine Pagoda denilir. Vihara ise daha büyük yapılara verilen isimdir.
Soru: Buda’dan sonra ortaya çıkan iki büyük yorum kaç mezhebin doğuşuna sebep olmuştur?
Cevap: Buda’dan sonra ortaya çıkan iki büyük yorum iki yaygın mezhebin doğuşuna sebep olmuştur. Güney Budizm’i olarak ta isimlendirilen ve ferdi kurtuluşu ön plana çıkaran Srilanka, Birmanya, Laos, Tayland ve Vietnam çevresi Budizm’e Hinayana Budizm’i denir. Kuzey Budizm’i de denilen ve toplu kurtuluşu benimseyen, Tibet, Çin, Japonya ve Kore çevrelerinde yaygın olan Budizm’e ise Mahayana Budizm’i denir.
Soru: Budizmin temelde hedefi nedir?
Cevap: Budizm temelde insanın acı ve ızdıraplardan kurtulmasını ve nirvana’ya ulaşmasını hedeflemiştir. Buda, Hinduizm’deki gibi antropomorfist tanrı anlayışına ve tanrısal figürlere, şekillere ve heykellere karşı çıkmış ve sağlığında bunların mabede konulmasını yasaklamıştır. Fakat sonraki dönemlerde Buda’nın heykelleri mabette yer almış ve Tanrıya ulaşmak için aracı tanrılar olarak kullanılmaya başlanılmıştır.
Soru: Yaklaşık dört asır boyunca sözlü olarak aktarılan Budizm’in Seylan’da Pali dili ile MÖ 1. yüzyılda tripitaka (üç sepet) adıyla kitaplaştığını biliyoruz. Bu sepetler nelerdir?
Cevap: Bu üç sepet: 1. Vinaya Pitaka : Budist cemaatin (Sanga) mabette ve günlük yaşantılarında neler yapmaları gerektiği üzerine kuralların anlatıldığı disiplinler sepetidir. 2. Sutta- Pitaka : Buda’nın konuşmaları, nasihatleri ve müritlerinin aktarımlarından oluşan öğretiler sepeti. 3. Abhidamma Pitaka: Budizm’in doktrininin, Felsefi düşüncesinin temellerinin açıklandığı, doktrinler sepetidir.
Cayinizm
Soru: Cayinizm kaçıncı yüzyılda ortaya çıkmıştır?
Cevap: MÖ 6.yüzyılda ortaya çıkan bir dindir. Hinduizm’den çıkan onlarca mezhep içerisinden teşkilatlanarak din şeklini almıştır. Dünya nüfusunun yaklaşık % 0,1 inin inandığı Cayinizm, günümüzde Hindistan’ın Bihar eyaletinde yayılmış bir dindir.
Soru: Cayinizm nasıl kurulmuştur?
Cevap: MÖ 8. yüzyılda Hinduizm’e bağlı ve Kşatriya (Yönetici sınıfından) kastına mensup olan Parişva isimli bir şahsın aydınlanma sonrası ortaya koyduğu prensipleri Vardhamana Cinata geliştirmiş ve sistemleştirmiştir.
Soru: Cina kelimesinin anlamı nedir?
Cevap: Cina “Yenen, Galip gelen kahraman “ anlamındadır.
Soru: Mahavira lakaplı Vardhamana Cinata kaç yılları arasında yaşamıştır?
Cevap: MÖ 599-527 yılları arasında yaşamıştır.
Soru: Cayinizm’in doktrininde hedefi nedir?
Cevap: Cayinizm’in doktrininde hedef Hinduizm’deki reenkarnasyon (yeniden doğuş) anlayışından kurtulmaktır. Bunun için zahidane yaşayış öne çıkarılmış, çilekeş bir hayat tarzı benimsenmiştir. Bu doğrultuda Ahimsa denen ve herkesin ulaşmayı hedeflediği bir kavram gelişmiştir.
Soru: Ahimsa nasıl bir anlayıştır?
Cevap: Ahimsa: Tüm canlılara karşı nazik davranılmasını ve şiddet uygulanmamasını benimseyen anlayıştır.
Soru: Cayinistler arasında aşırı zühtün prensip olarak benimsenmesi ve ahimsa anlayışının sonuçları ne olmuştur?
Cevap: Cayinistler arasında aşırı zühtün prensip olarak benimsenmesi ve ahimsa anlayışı ile zirai faaliyetler ve hayvancılık gelişmemiştir. Günümüzde Cayinistler genelde iş hayatında ve ticarette aktif ve başarılıdırlar. Cayinistler vejeteryandır. Bitkisel gıdalarla beslenerek et yemeyen bir toplumdur. Sarhoş edici içkilerden uzak dururlar. İyi beslenme insanda dünyevi arzu ve istekleri artıracağı için, ayrıca hiçbir canlıya şiddet uygulanamayacağı prensibi, yaşantılarını vejeteryan olarak şekillendirmelerine sebep olmuştur.
Soru: Cayinizm’de kaç mezhep vardır?
Cevap: Cayinizm’de iki mezhep ortaya çıkmıştır. Svetambaras ve Digambaras’lar. Her iki mezhebin de hedefi yeniden doğuş çarkından kurtulmaktır. Bu durum ya her şeyin terk edilmesi ile elde edilecek veya toplumsal yaşantı içerisinde zahidane yaşantıyla. Svetambaras’lar; ‘Beyaz giyinenler’ demektir. Din adamlarının ve bu yolda eğitim alan öğrencilerin çoğunluğu oluşturduğu, toplumsal hayata ve iş dünyasına uyum sağlamış Cayinistler bu gurubu oluşturur. Bir Cayinist içtiği suyu ve havayı süzerek alır. Ağızları kapalı, beyaz elbiseleri, ellerinde bir baston ve sadaka tası klasik giyim tarzlarını oluşturur. Digambaras’lar ise her şeyi terk etme anlayışı ile çıplak yaşamı benimseyenlerdir. ‘Hava giyinenler’ olarak da isimlendirilirler. Günümüzde artık bunlar da belden aşağısını örtmektedir. Günde bir kere yemek yerler ve çoğu zamanlarını tefekkürle geçirirler.
Soru: Bir Cayinist’in hedefi karma ve tenasühten kurtulup, nirvanaya ulaşmaktır. Bu da hangi temel ahlaki kurala uymakla mümkündür?
Cevap: Beş temel ahlaki kurala uymakla mümkündür: a. Öldürmemek b. Çalmamak c. Az mala sahip olmak d. Yalan söylememek e. Ailevi ilişkilerden uzak durmak
Soru: Cayinizm’in sembolü nedir?
Cevap: Cayinizm’in sembolü ortasında tekerlekle tasvir edilen Ahimsa’yı temsil eden el’dir.
Soru: Tirthankaralar kelime anlamı nedir?
Cevap: Tirthankaralar: Aydınlanmayı elde eden kişiler, bir tür azizler
Soru: Mahavira’nın tanrı konusunda tavrı nedir?
Cevap: Mahavira’nın Buda gibi tanrı konusunda açık ve net bir tavır koymadığını görüyoruz. Hinduizm’deki gibi politeist bir anlayışı ikinci derecede önemli tanrılar olarak kendini gösterir. Tanrı evrenin yaratıcısı olarak kabul edilir. Tanrısal varlıklar ölümsüz değildir. Görev ve sorumluluk alanları ile de bağlantılı olarak göklerin tabakalarında yer almışlardır. Reenkarnasyon inancının görüntüsüne Tanrılar âleminde de rastlanır. Tanrılar âleminin en üstünde döngüden kurtulmuşların oturduğu bir yer olduğu düşünülür. Bu makam artık dünyaya gelmeyeceklerin ikametgâhıdır.
Soru: Mahavira’nın verdiği vaazlar başlangıçta sözlü olarak anlatılırken MÖ 300 yıllarında Pataliputra’da gerçekleşen ilk konsilde vaazlarda verilen bilgilerin kaybolmakta olduğu ve bir araya getirilmesi düşünülmüştür. Bunun sonucunda ne yapılmıştır?
Cevap: MS 500’lerde Svetambaras mezhebine bağlı olanların gerçekleştirdikleri Vallabhi konsilinde ‘Agama ve Sidhanta’ adı ile 45 bölümden oluşan kitaplar tamamlanmıştır.
Giriş
Soru: Dinlerin amacı nedir?
Cevap: Din insanla vardır. İnsanların iyi bir hayat sürmelerini amaçlar.
Soru: Dinler nasıl sistemlerdir?
Cevap: Dinler, inanma duygusu üzerine kurulmuş ve insanların ihtiyaçlarına göre kurumsallaşmış sistemlerdir.
Soru: Yeryüzünde yaklaşık kaç milyar insan bir din mensubudur?
Cevap: Yeryüzünde yaklaşık 6,5 milyar insanın hemen hepsi bir din mensubudur.
Soru: Dinler Tarihi tanımı nedir?
Cevap: Dinler Tarihi geçmişten günümüze yeryüzünde yaşayan tüm insanların inandıkları dinleri inceleyen bir bilim dalıdır.
Soru: Dinler Tarihi araştırmalarını kolaylaştırmak için günümüzde yaşayan dinler değişik şekillerde tasnif edilmiştir. Bu tasniflerin en çok benimseneni hangisidir?
Cevap: Dinlerin inanç yönünden gelişimini, birbirleriyle etkileşimini, tarihsel değişimini ve sosyal yönlerinin anlaşılmasını kolaylaştıran coğrafi konumlarına göre yapılan tasniftir.Bu doğrultuda dinleri Hint ve Uzakdoğu Kökenli Dinler ile Ortadoğu Kökenli Dinler şeklinde iki gurupta incelememiz, hemen hemen günümüzde yaşayan tüm dinleri araştırmamızı sağlayacaktır
Soru: Hint kökenli dinler denilince akla hangi dinler gelmektedir?
Cevap: Hint kökenli dinler denilince: Hinduizm, Budizm, Sihizm ve Cayinizm
Soru: Uzak doğu kökenli dinler hangileridir?
Cevap: Konfüçyanizm, Taoizm ve Şintoizm
Hinduizm
Soru: İslam Coğrafyasında Hinduizm din adamlarının isimlerine atfen ne denilmiştir?
Cevap: ‘Brahmanizm’ denilmiştir.
Soru: Dharma kelimesinin anlamı nedir?
Cevap: Dharma; Kozmik düzen, kanun, şeriat, tutulan yol anlamlarına gelir. Hindular da bundan hareketle kendi dinlerine ‘Sanatana Dharma’, yani ‘Tanrı Brahma tarafından oluşturulan ebedi kozmik düzen’ derler.
Soru: Hinduizm’in tarihi süreçte geçirdiği evreleri kaça ayırabiliriz?
Cevap: Hinduizm’in tarihi süreçte geçirdiği evreleri beşe ayırabiliriz: 1. Vedalar dönemi : MÖ 2000 ile MÖ.500 arası. Bu dönemde Vedalar ve Upanişadlar tamamlandı. 2. Sutralar dönemi : MÖ ile MÖ.200 arası Kurbanların günlük yaşantıya ve kutsal metinlere girdiği dönem. 3. Destanlar dönemi : MÖ 200 ile MS.300 arası dönem. Ramayana, Mahabharata Destanları ile Manu kanunnameleri ile Bagavagita’nın yazıldığı dönem. 4. Puranalar dönemi : MS 300 ile 750 arası dönem. Hint düşüncesi üzerine yazıların oluştuğu dönem. Hinduizm bu dönemde yayılmaya başlamıştır. 5. Ortaçağ ve sonrası Hinduizm : 750 sonrası günümüze kadar Hinduizm’in Sistemleştiği, Hint felsefesinin köklü hale geldiği ve Hint kıtasında Hinduizm’in yerleştiği dönem.
Soru: Hinduizm nasıl kökenli bir dindir?
Cevap: Hinduizm vahiy kökenli bir dindir. Fakat bu vahiy anlayışı Ortadoğu kökenli dinlerdeki gibi Tanrı’nın insanlara seçtiği peygamber vasıtasıyla bildirdiği hakikatler şeklinde değildir.
Soru: Rişi kelimesinin anlamı nedir?
Cevap: Hinduizm’de Rişi denen bir kavram vardır. Rişi (Peygamber)’ler İnsanın değişik evrelerden geçişi sonrası ulaştıkları bir makam olup, kutsal metinleri en iyi anlayan ve aktaran konumundadırlar.
Soru: Hinduizm’in kutsal kitabının adı nedir?
Cevap: Kast sistemi denilen bu yapı kutsal kitapları Rig Veda’ya dayandırılan dini bir inançtır.
Soru: Kast ne demektir?
Cevap: Kast aynı kültürel seviyeye sahip, meslekleri, örf adet ve gelenekleri ortak olan gruplara denilir. Hinduizm’de Kast’ı oluşturan gruplar bir insanın uzuvlarına benzetilmekte, tüm kastların ise Tanrı’yı temsil ettiği düşünülmektedir.
Soru: Kast sistemini oluşturan guruplar hangileridir?
Cevap: Kast Sistemini oluşturan guruplar: 1. Brahminler: Din Adamlarının oluşturduğu Kasttır. Halka Kutsal metinlerin öğretilmesi ve bazı törenlerin icrasında görev alırlar. 2. Kşatriyalar: Yöneticiler, Prensler ve Askerlerin oluşturduğu Kast. 3. Vaisyalar: Tüccarlar, toprak sahipleri ve Çiftçilerin Kast’ı 4. Sudralar: İşçiler, Hizmetçiler ve Kölelerin Kast’ı
Soru: Parya (dokunulmazlar) ne demektir?
Cevap: Kast dışında kalan ve toplumda bir görevi olmadığı düşünülen kişilere de Parya (dokunulmazlar) denilmektedir.
Soru: Kast sistemi ekonomik bir sınıflandırmaya mı dayanır?
Cevap: Kast sistemi ekonomik bir sınıflandırma ile karıştırılmamalıdır. Zira Sudra kastında olup zengin olan birçok Hindu vardır. Kastlar arası bu dünyada geçiş yoktur. Kişinin bir üst kasta geçişi ancak reenkarnasyonla (yeniden doğum ile) mümkündür. Farklı Kastlar arasında evlilik yapılamaz. Eğer bir evlilik gerçekleşmişse doğan çocuk bu hayatında iki kast arasında olup, bir sonraki hayatında karmik birikimine göre yeni bir kast’ta yer alır.
Soru: Hinduizm’in en önemli özelliklerinden birisi nedir?
Cevap: Karma ve Tenasüh anlayışıdır. Hinduizm’de zaman çizgisel değil döngüseldir. Bir Hindu doğum-yaşantı-ölüm çemberinde bir sonraki doğumunun daha üst kastta gerçekleşmesi için mücadele eder. Buna ulaşmak, yaşantıda elde edilecek Karmik birikime bağlıdır.
Soru: Karma ne demektir?
Cevap: Karma: yapılan işler sonucu elde edilen kazanım veya kayıplara verilen addır. Karmik birikim ruhların bir sonraki hayatlarında daha üst veya alt kastlarda doğmasında etkindir. Buna da Tenasüh (Ruh Göçü) denilmektedir.
Soru: Hinduizm’in besmelesi olarak ta ifade edilen hece nedir?
Cevap: Tanrı’yı hatırlatan ‘Om’ hecesini okuyarak işe başlar.
Soru: Hinduizm’in evlerde bulunan ibadet odalarına ne ad verilir?
Cevap: Evlerde Puja denilen ibadet odasında Tanrı heykellerinin konulduğu ve ibadetin gerçekleştirildiği köşeler vardır.
Soru: Hinduizm’de Oruç nasıl gerçekleştirilir?
Cevap: Hinduizm’de Oruç halktan ziyade Brahmanlar sınıfının yaptığı bir ibadettir. Ay takvimine göre gerçekleştirilen Oruç, her ayın başında ve ortasında tüm gün aç kalarak gerçekleştirilir.
Soru: Tanrı anlayışı birçok dinde görüldüğü gibi tek ve net bir şekilde ifade edilmemiş, birçok Tanrı ismine yer verilmiştir. Bunların isimleri nedir?
Cevap: Bunların içerisinden Tanrılar panteonunda en üst tabakada yer alanları: Brahma (Yaratıcı Tanrı), Vişnu (Koruyucu Tanrı), Şiva (Yok edici, cezalandırıcı Tanrı), Agni (Ateş Tanrısı), Varuna (Kozmik düzeni sağlayan Tanrı), Soma (Ay Tanrısı), Surya (Güneş Tanrısı), İndra (Savaş Tanrısı), Vayu (Rüzgar Tanrısı).
Soru: Hinduizm’in Kutsal Metinleri hangi dilde yazılmıştır?
Cevap: Hinduizm’in Kutsal Metinleri Sanskritçe dili ile yazılmıştır.
Soru: Hinduizm’in Kutsal Metinleri kaça ayrılır?
Cevap: Birçok kutsal metin esas itibariyle ikiye ayrılır:
1. Şruti : Sanskritçede “işitilen şey” anlamına gelmektedir. Bu guruptaki metinlerin belli bir yazarı yoktur. Vahye ve ilhama dayalı metinlerdir. Kutsal kişilere (Rişiler) iletilen ilahi kayıtlar olduğuna inanılmaktadır. Vedalar, Vedalar üzerine yapılmış yorumları içeren Brahmanalar, Aranyakalar ve Upanişadlara Şruti’denir.
2. Smiriti : Halk arasında yaygın olarak anlatılan Dini Hikayeler, Atasözleri, Masallar ve Kahramanlık Destanlarından oluşan metinlerdir. Ramayana, Mahabharata, Bhagavad Gita, Puranalar’dır.
Soru: Hinduizm’de neler kutsal kabul edilir?
Cevap: Hinduizm’de domuz eti yasaktır. Hinduizm’de İnek ve Ganj Nehri, kutsal kabul edilir. Ölen kişi yakılır ve külleri Ganj nehrine dökülür. Yüzyıl öncesine kadar kadın, ölen kocasıyla birlikte yakılırken, Şimdi bu âdet kaldırılmıştır.
Konfüçyanizm
Soru: Konfüçyanizm kaç yılında kim tarafından kurulmuştur?
Cevap: MÖ 6. yüzyılda Çinli bir filozof Konfüçyüs (Kung Fu Tzu) (MÖ 551-479) tarafından kurulmuş bir dindir. Çin milli dinleri arasındadır.
Soru: Çin, Kore, Japonya ve Vietnam bölgesinde insanlar tek bir inanca inanmamaktadırlar. Günlük yaşantısında Konfüçyanist uygulamalara yer verirken, düğün veya cenaze gibi durumlarda hangi inanç uygulamaları devreye girmektedir?
Cevap: Taoist veya Budist inanç ve uygulamaları devreye girmektedir.
Soru: Konfüçyanizm’de aile ve akrabalık bağları son derece önemlidir. Ahlaki anlayışın anlatımı yöneticiler için idare sanatı, soylular için siyasi ahlak, halk içinse geleneğe bağlılık şeklinde ifade edilmektedir. Bu ahlaki sistem niçin kurulmuştur?
Cevap: Bu ahlaki sistem milleti siyasi otoritenin kontrolünde huzura kavuşturmak için kurulmuştur.
Soru: Tien kimdir?
Cevap: Çin tarihinde yüce tanrı olarak “Tien” adı verilen ve Göğün efendisi olarak ifade edilen “Gök Tanrı” anlayışı yaygındır.
Soru: Konfüçyanizm’in kutsal metinleri kaç gruptur?
Cevap: Konfüçyanizm’in kutsal metinleri iki guruptur. Bunlar “Beş Klasik” ve “Dört Kitap” tır. Beş Klasik: 1. Tarih Kitabı : Çin Tarihine ait bilgiler bulunur. 2. Değişiklikler Kitabı: Mistik ve metafizik olaylar aktarılır. 3. Şiirler Kitabı: 305 tane şiirsel anlatımın bulunduğu bölüm. 4. Törenler Kitabı : İbadetler, ayinler ve törenler hakkında bilgi verilir. 5. Güz ve Bahar Kitabı : İlkbahar ve Sonbaharla ilgili olaylar anlatılır. Dört Kitap: 1. Konfüçyüs’ün vaazları. 2. Mensiyüs’ün sözleri : Öğrencisi Mensiyüs’ün anlatımlarını içerir. 3. Orta yol doktrini : Her konuda aşırılıktan kaçınma yolları anlatılır. 4. Büyük Bilgi : Hakikati kavrama için hazırlanan rehber.
Sihizm
Soru: Sihizm kaçıncı yüzyılda ortaya çıkmıştır?
Cevap: Hindistan’da 16. yüzyılda ortaya çıkan Sihizm, Hinduizm ile İslam inancının karışımı ile oluşmuş bir dindir. Hint kökenli Milli Dinler arasında yer alır.
Soru: Sihizm kurucusu kimdir?
Cevap: Kurucusu Guru Nanak’tır (1469-1539). Büyük çoğunluğu Hindistan ‘ın kuzeyindeki Pencap bölgesinde Amritsar şehrinde yaşayan Sihlerin nüfusu yaklaşık 25 milyon civarındadır.
Soru: Guru Nanak hangi kasta mensup olarak doğmuştur?
Cevap: Guru Nanak, Kşatriya kastına mensup bir ailede doğmuştur. Fakat fakirlik sebebiyle memleketini terk etmiş Müslüman bir tüccarın yanında uzun yıllar hizmet etmiştir. Çevresindekileri verdiği vaazlarla etkileyen Nanak, bir süre sonra batı Hindistan’da, İran, Irak ve Mekke’de tanınan bir kişi olmuştur.
Soru: Nanak’na göre İnsanın kurtuluşu nasıl davranmaktan geçer?
Cevap: Nanak “Tanrı’nın Birliği” ve “İnsanın Kurtuluşu” na önem vermiştir. O’na göre İnsanın kurtuluşu bu dünya ve değerlerine bağlı olmamaktan, onun kölesi gibi davranmamaktan geçer. Kurtuluşu arayan kimse dindarlık disiplinine uymak zorundadır. Kurtuluş disiplini demek mabette ibadet veya hac gibi görünen davranışlar değildir. İnsanın Tanrısal hakikati benliğinde hissetmesi O’nu elde etmesi, bir anlamda Tanrı ile bütünleşmesi gerekir.
Soru: Sih tanrı anlayışı nedir?
Cevap: Sihizm her yerde, her zaman var olan ve sonsuz özelliklere sahip tek bir Tanrı’ya inanç üzerine kuruludur, bunu savunur. Putlara ve aracı Tanrılara karşıdır. Sihler Tanrı’nın bir olduğuna, kurtuluşu arzu eden insanın samimi ilişkiler kurabileceği aşkın bir yaratık olduğuna inanırlar.
Soru: Sihlerin ibadet merkezleri neresidir?
Cevap: Amritsar’daki Altın Tapınak ibadet merkezleridir. Orada Sihizm’in sembolü olan kutsal kitapları Adi Grant ve kılıç bulunur. Bir Sih ibadet etmeden önce mabetteki havuzda abdeste benzer temizliğini yapar ve İbadet esnasında da Adi Grant’dan bölümler okur, daima Tanrı adını zikreder.
Soru: Adi Grant’da her Sih’in kazancının yüzde kaçını diğer insanlara ayırması gerekmektedir?
Cevap: Adi Grant’da her Sih’in kazancının %10’unu diğer insanlara yardıma ayırması, zamanının da %10’unu Tanrı’ya hizmet ederek geçirmesi tavsiye edilir. Maddi şeylerin biriktirilmesi, bunlara aşırı bağlılık gösterilmesi anlamsızdır.
Soru: Sihler şekli olarak kaç mezhebe ayrılırlar?
Cevap: Sihler şekli olarak iki mezhebe ayrılırlar. Nanak’a tabi olanlar saçlarını traş ederler, Khalsa’ya tabi olanlar ise saç kesmez ve türban takarlar.
Soru: Adi Grant sadece bir kitap değil, aynı zamanda nasıl bir kaynaktır?
Cevap: Adi Grant sadece bir kitap değil, bir Sih için hayatın özünün, hakikatin kavrandığı tek kaynaktır. Günlük ibadet Adi Grant’dan pasajlar okumak ve dua etmekten ibarettir.
Taoizm
Soru: Taoizm terimin karşılığı nedir?
Cevap: Taoizm tabiatla ilgili çok güçlü eğilimlere sahip Çinli münzeviler arasında gelişen inançlar ve uygulamalara verilen bir isimdir. Çin dinleri arasında yer alır.
Soru: Taoizmin kurucusu kimdir?
Cevap: Kurucusu MÖ 6. yüzyılda yaşayan ve uzun süre sarayda arşiv memurluğu yapan Lao-Tzu’dur. Çin, Japonya, Kore ve Güneydoğu Asya civarlarında yaygın olan Taoizm’in dünya nüfusundaki yeri % 0,1 civarındadır.
Soru: Taoizm’in dünya görüşü hangi anlayış üzerine şekillenmiştir?
Cevap: Taoizm’in dünya görüşü Çin’de yaygın olan Yin ve Yang anlayışı üzerine şekillenmiştir. Yin ve Yang dünyada bugün var olan gelmiş geçmiş tüm bilgi kaynaklarının temelinde görünebilen, karşıt kutupları ve bu kutupların birbiriyle olabilecek her türlü ilişkisini ortaya koymaya çalışır.
Soru: “Wu-vey” prensibi nedir?
Cevap: Taoizm’de hayatın gayesi sükûnettir. “Wu-vey” denen bu prensipte, İnsan harekete geçmeden önce sakin olmalı, hiçbir şey söylemeden dengeyi kavramalıdır. Tabiat kanunları her zaman mükemmeldir ve tabiat da daima güzeldir. İnsan tabiatın sesine kulak vermelidir. Yoksa bu kanunlara müdahale ederek bu güzellikleri icraatlarıyla değiştirmemelidir.
Soru: Lao-Tzu’ya göre ezeli erdem nasıl kazanılır?
Cevap: Lao-Tzu’ya göre dünyadaki tüm fenalıklar, ihtiraslar, karışıklıklar hep öğrenilen şeylerden kaynaklanmaktadır. İnsan kendini dinleyerek kendi kalbini okuma yolunu bulmalıdır. Ancak o zaman hakikat kavranır ve ezeli erdem kazanılır.
Soru: Taoizm’de tanrı anlayışı nasıldır?
Cevap: Taoizm’de panteist bir tanrı anlayışı karşımıza çıkar. Lao-Tzu’ya göre yeryüzündeki her şey hatta evren Tanrı’nın bir parçası olarak düşünülmektedir. Tanrı her şeydir ve her şey Tanrı’dır. Tanrı insanın dünyasında, nesnelerde ve tabiatta her yerde varlığını gösterir. Lao-Tzu’nun, Tao olarak isimlendirdiği Tanrı görülmez, işitilmez ve kavranılmaz. O, ezeli ve ebedidir. O, her şeyin kaynağıdır, her şeyi yaratan ve besleyendir. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Taoist ahlak anlayışının temeli mistiktir. Dünyaya meyle karşı çıkan zahidane yaşayış ön plandadır. İnsanın vazifesi her şeyin kaynağı ve yaratıcısı olan Tao’yu övmesi ve yüceltmesidir. Lao-Tzu sağlığında Tao’dan Bir, Bir’den iki (Yin ve Yang), ikiden üç (Yin,Yang ve Nefes), üçten de evrenin yaratıldığını ifade etmiştir. Fakat daha sonraları Budizm’in de etkisi ile evrenin tanrılarla dolu olduğu anlayışı gelişmiştir.
Soru: Lao-Tzu, seçilen ve gidilen “yol” anlamına gelen “Tao” kavramı üzerine düşüncelerini, hangi kitapta toplamıştır?
Cevap: Lao-Tzu, seçilen ve gidilen “yol” anlamına gelen “Tao” kavramı üzerine düşüncelerini, Çin’in geçmiş kültürel birikiminden de istifade ederek kitabı “Tao-te-King” de toplamış bu kitap daha sonra talebesi Chuang-Tzu’nun da ilaveleri ile Taoist doktrini barındıran kutsal kitap olarak kabul görmüştür. Tao-te-King, Tao ve te hakkında seksen bir bölümün bulunduğu bir kitaptır. Kitap Tao dışında felsefi ve metafizik konuları anlatırken oldukça mistik bir dil kullanmıştır. Bu sebeple Taoist olmayanların anlamasının zorluğu sıklıkla ifade edilir.
Şintoizm
Soru: Şinto kelimesinin anlamı nedir?
Cevap: Şintoizm Japon milli dinidir. Şinto kelimesi “Tanrıların yolu” demektir. Japonlar’ın en eski dönemlerden itibaren sahip oldukları inançlarının reforme edilmesi ile ortaya çıkan bir dindir.
Soru: Şintoizm kaç dönemde incelenir?
Cevap: Şintoizm kurucusu olmayan bir dindir. Üç dönemde incelenir. Bu dönemler; 1. En eski dönemlerden Budizm ‘in Japonya’ya girişine kadarki dönem (MS 552). 2. Budizm, Şintoizm mücadelesinin arttığı 9.yüzyıla kadarki dönem. 3. Şintoizm’le Budizm’in birbirinden ayrıldığı, 12-19. yüzyıllar arası dönem.
Soru: “Kami” kelimesinin anlamı nedir?
Cevap: Şintoizm’de geleneksel animist anlayışın tesiri ile ruhlar büyük bir öneme sahiptir. Ruhlar “kami” olarak ifade edilir. Kami, insanın kavrayabileceği en üstün varlık demektir
Soru: Şintoizm’de en büyük tanrı kimdir?
Cevap: En büyük tanrı Güneş Tanrıçası Amaterasu’dur. Bu sebeple Güneşin doğuşunu izlemek bir Şintoist’in en önemli dini görevidir.
Soru: Şintoizm’de din görevlilerine ne ad verilir?
Cevap: Din görevlisine kannuşi denir. Kannuşi’ler özel okullarda yetiştirilirler. Din görevlilerinin evlenmesinde bir sakınca yoktur. Dinî ayin dışında sivil giyinirler. Günlük hayatlarında mabetteki görevlerinin yanında öğretmenlik, memurluk gibi işlerde çalışırlar.
Soru: Şintoizm’in önde gelenleri mezhepleri hangileridir?
Cevap: Günümüzde Japonya’da Şintoizm’den çıkmış birçok mezhep vardır. Bunlar eğitim, sağlık ve sosyal yardım konularında devletin de desteklediği hareketlerdir. Önde gelenleri Tenrikyo ve Konkokyo mezhepleridir.
Soru: Şintoizm’de dünya kaç tabakadan meydana gelmiştir?
Cevap: Şintoizm’de dünya gök, yer ve yer altı olmak üzere üç tabakadan meydana gelmiştir. Tanrılar bu tabakalardan gök ve yerde bulunurken yer altında ölüler ve devlerin bulunduğuna inanılır. Şintoistlere göre Japonya’daki adalar Tanrıların evliliği ile oluşmuştur.
Soru: Şintoizm ‘in kutsal metinleri nelerdir?
Cevap: Şintoizm ‘in kutsal metinleri ikidir: 1. Kojiki: Dünyanın yaratılışından 628 yılına kadarki Japonya’nın tarihinin anlatıldığı eser sözlü aktarılırken 712 yılında yazıya geçirilmiştir. Üç cilttir. 2. Nihongi: Bir nevi Kojiki’nin yorumudur. En eski tarihli resmi metin özelliğine sahiptir. Japonya’nın resmi tarihidir. Devlet hizmetlerinde görev alanların uyması gereken kurallar, törenler ve bayramlar, mabetler ve ayinlerden bahsedilen otuz ciltlik eser 720 yılında tamamlanmıştır.
Ünite 8
Hristiyanlık
Soru: Hristiyanlık nerede ve nasıl doğmuştur?
Cevap: Günümüzde dünya üzerinde nüfusu en kalabalık olan din Hristiyanlıktır. Filistin bölgesinde doğmuştur. Fakat bugün Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya da yaklaşık 1,8 milyar nüfusa sahiptir. Hristiyan kelimesi İbranice, “Maşiah” karşılığında Grekçe, “Hıristos” kelimesinden gelmektedir. “Yağlanarak kutsanmış” anlamındadır. Hz. İsa’nın tebliği ile ortaya çıkan Hristiyanlık sosyal ve kültürel birçok etkilerle bazı değişimlere uğramış ve günümüzdeki durumuna gelmiştir.
Soru: Hristiyanlık kim tarafından, ne zaman ve nasıl din olarak tanınmıştır?
Cevap: Hristiyanlara karşı baskıyı artıran Roma, iki asır boyunca geçmişteki putperest inancı ile dini ve siyasi birliğini sağlama çabası göstermiştir. Fakat baskı ve zulme rağmen Hristiyanlığın hızla yer altı şehirleri ve mağaralarda yayılmasının önüne geçilemeyince 313 yılında imparator Konstantin tarafından Milan fermanı ile Hristiyanlık din olarak tanınmıştır. Hristiyanlığın serbest bırakılması sonrası her bölgede farklı inanç ve uygulamalar görülmüştür. Havarilere ait olduğu söylenen onlarca İncil ortaya çıkmıştır.
Soru: Hristiyanlığın özelliklerini oluşturan kavramlar nelerdir?
Cevap: Hristiyanlığın da her dinde olduğu gibi kendine ait bazı özellikleri vardır. Bunlar Kilise, Sakramentler, Mesih anlayışı gibi kavramlarıdır.
Soru: Vaftiz nedir ve neden yapılır?
Cevap: Vaftiz: Yeni doğan çocuğu suya daldırma veya vücudunun belirli kısımlarını yıkamak suretiyle yapılan Hristiyanlığa giriş merasimidir. Baba-oğul-kutsal ruh adına vaftiz yapılır. Katoliklere göre Hz. Adem’in işlemiş olduğu günah nesilden nesile aktarılmaktadır. Kişi vaftiz olunca bu günahlardan kurtulur ve günahsız olur.
Mecusilik
Soru: Mecusilik nerede ve nasıl ortaya çıkmıştır?
Cevap: Mecusilik İran ve çevresinde eski dönemlerde ortaya çıkmış ve yayılmış bir dindir. Mecusilik için batılı araştırmacılar Zerdüştilik demektedirler. Ateşe tapanlar olarak ifade edilir. Mecusi terimi aslen Zerdüşt anlamına gelmektedir. Zerdüşt, bu dinin kurucusunun adıdır.
Soru: Zerdüşt kimdir?
Cevap: İran’daki eski ve bozulmuş inanç yapısını düzeltmek isteyen bir reformcu olduğu da söylenen Zerdüşt, MÖ 6. yüzyılda yaşamıştır. Zerdüşt’ün Güney Azerbaycan denilen günümüzde İran’ın kuzey kısmında yer alan bölgede doğduğu kabul edilmektedir. Eski Grek kaynaklarında Zoroaster kelimesi Zerdüşt için kullanılmıştır. “Ateş Gibi Parlayan Yıldız” anlamına gelen Zerdüşt için bazı kaynaklarda peygamber olduğu yorumları da vardır.
Soru: Mecusilik ne zaman ve kim tarafından resmi din haline getirilmiştir?
Cevap: MÖ 500’lü yıllarda Pers kıralı Cyrus ve halefi Daryus döneminde Mecusilik resmi din haline getirilmiştir.
Soru: Mecusilikte tanrı anlayışı nasıldır?
Cevap: Mecusilik’te iki Tanrı anlayışı vardır. Başlangıçta Ahura Mazda iyilik ve kötülükle bağlantılı her şeyi yaratan, gözeten ve kollayan bir konumda iken Ahura Mazda’ya iyiliklerin yaratıcısı anlamında Hürmüz, kötülüklerin ve dünyadaki bütün fenalıkların yaratıcısı olarak ta Ehrimen,Tanrı olarak kabul edilmiştir.
Soru: Mecusilik’te ibadet nasıldır?
Cevap: Mecusilik’te ibadet, mabette gerçekleştirilir. Mecusi mabetlerine Ateşgede denilir. İbadetin belirli bir günü ve vakti yoktur. Mabet içerisinde mabet görevlilerinin idaresindeki kutsal ateşin önünde Avesta’dan bazı pasajlar okunur ve dua edilir, ibadet ferdidir. Fakat mabet görevlileri kutsal ateşin temizlenmesi ve korunmasını günde beş defa gerçekleştirirler.
Sabiilik
Soru: Sabiilik nasıl bir inançtır?
Cevap: Sabiilik Ortadoğu kökenli bir inançtır. Fakat Sabiilerin inançlarının bölgede var olan kültürlerle karışmış olması araştırmacıların zaman zaman yanlış yorumlamalarına neden olmuştur. Sabiiler için bazı kaynaklarda yıldıza tapanlar oldukları söylenilir.
Soru: Sabiiler nerede ve nasıl ortaya çıkmıştır?
Cevap: Günümüzde Urfa ile Halep şehirleri arasındaki bir bölgede yaşamış olan topluluğun inanç geçmişi çok eski yüzyıllara kadar ulaşmaktadır. Sabiilerin MÖ 200’lerde ortaya çıktıkları, Hristiyanlığın doğuşu öncesi gnostik akımdan etkilendiği, Yahudileri doğru yola davet ettikleri fakat kabul görmeyip Yahudilerin düşmanlıklarını kazandıkları artık kabul edilen gerçeklerdir.
Soru: Sabiilerin peygamberlik anlayışı nasıldır?
Cevap: Sabiilerin peygamberlik anlayışı Hz. Yahya’yı Peygamber kabul etmeleri ile bağlantılıdır. Onlar Yahudiliği bozuk bir inanç, Hristiyanlığı sapık bir din olarak görürken Hz. Musa ve Hz. İsa’yı da peygamber olarak kabul etmemektedirler.
Yahudilik
Soru: Hz. İbrahim ve Sare arasında nasıl bir ilişki vardır?
Cevap: Sare, Hz. İbrahim’in eşidir. Yaşları ilerlemiş olmasına rağmen çocukları olmamıştır. Sare’nin de ısrarı ile cariyesi Hacer ile evlenen Hz. İbrahim’in İsmail adlı ilk çocuğu olmuştur.
Soru: Hz. İshak Hz. İbrahim’in hangi eşinden oğludur?
Cevap: İshak Hz İbrahim’In ilk eşi Sare’nin oğludur. Geç bir yaşta Hz İbrahim’in cariyesi Hacer ile evliliğinden doğan İsmail’den sonra dünyaya gelmiştir.
Soru: Tevrat’a göre Yahudilerin nesli nasıl bir süreçle başlamıştır?
Cevap: Tevrat’a göre Yahudilerin nesli İshak’tan itibaren oğlu Yakub ile devam etmiştir. Hz. Yakub İsrail ünvanı verilen ve bu yönüyle öne çıkan bir peygamberdir.
Soru: İsrailoğulları adı nasıl ortaya çıkmıştır?
Cevap: Hz. Yakub İsrail ünvanı verilen ve bu yönüyle öne çıkan bir peygamberdir. Bu topluluğa İsrailoğulları denmesinin sebebi de Hz. Yakub’a verilen bu sıfat sebebiyledir.
Soru: Hz Yusuf’un Mısır sarayına gidişi nasıl olmuştur?
Cevap: Hz. Yakup’un on iki çocuğu vardır. Bunlardan en çok sevgi beslediği Yusuf ’tur. Kardeşlerinin bu sevgi karşısındaki kıskançlıkları neticesinde Yusuf kuyuya atılmıştır. Oradan geçen bir kervan Yusuf’u Mısır’a götürmüş ve firavunun sarayında görevli Potifar’a satmıştır.
Soru: Hz Musa’ya peygamberlik nerede ve nasıl verilmiştir?
Cevap: Bir gün şehirde gezerken Musa, bir Mısırlı ile İsraillinin kavga ettiklerini görmüş ve aralarını ayrıştırmak isterken Mısırlının ölümüne sebep olmuştur. Bunun üzerine Mısır’ı terk etmiş, Medyen’e gitmiştir. Medyen’de Şuayp (Tevrat’ta Yetro) peygamberin yanında uzun yıllar çalışmış, O’nun kızı ile evlenmiştir. Medyen’de iken Musa’ya peygamberlik verilmiş ve kavmini Mısır’dan çıkarması emredilmiştir.
Soru: Kızıldeniz’i yararak Mısır’dan göçen İsrailoğulları nereye yerleşmişlerdir?
Cevap: Hz. Musa ve kavmi Kızıldeniz’e gelince deniz yarılmış ve Hz. Musa kavmi ile açılan yoldan Sina Yarımadasına doğru ilerlemiş ve Sina yarımadasının güney ucundaki Tur dağının eteğine yerleşmişlerdir.
Soru: Hz. Musa kaç yıl süresince peygamberlik yapmıştır?
Cevap: Hz. Musa kavminin başında kırk yıl Sina çölünde peygamberlik yaptı. Görevi süresince Allah’ın vahyettiği ayetlerle On Emir levhalarını özel yapılmış Ahit Sandığı’na koymuştu. Tevrat’ta sık sık vurgulanan Yahudilerin Mısır’a gelmeden önce yaşadıkları Kudüs ve civarı, Arz-ı mevut denilen kutsal topraklara Hz. Musa kavmini götürememiştir.
Soru: Hz. Musa kaç yaşında ve nerede vefat etmiştir?
Cevap: Sina çölünün Filistin’e yakın bölgesinde, Moeb diyarında Hz. Musa yüz yirmi yaşında vefat etmiş ve oraya gömülmüştür.
Soru: Hz. Musa’dan sonra kavmin başına kim geçmiştir?
Cevap: Hz. Musa’dan sonra kavmin başına Yeşu geçmiş ve İsrailoğullarını kutsal topraklara götürmüştür.
Soru: İsrailoğullarını bir araya getiren ve Kudüs’ü fetheden kimdir?
Cevap: Yeşu’dan sonra bir süre lidersiz kalan İsrailoğulları Samuel peygamber ve onun kral tayin ettiği Saul (Talut) döneminde çevrelerindeki yerleşik kabilelerle önemli savaşlar yaptılar. Bu savaşlarda büyük başarı gösteren Hz. Davut, İsrailoğullarının yeniden bir araya gelmesini sağlamış ve Kudüs’ü fethederek krallığını kurmuştur.
Soru: Birinci Mabet Dönemi nasıl başlamıştır?
Cevap: İnanç konusunda halkın birliğini sağlayacak olan bir mabet inşasına Hz. Davut’un döneminde başlanmıştır. Mabet oğlu Hz. Davut’un oğlu Hz.Süleyman döneminde iken tamamlanmıştır. Kudüs’teki Moriah Dağı’nda yapılan mabet hem Hz. Süleyman’ın krallığının yönetim merkezi hem de Yahudi dininin ibadet merkezi olarak uzun yıllar faaliyet göstermiştir. Birinci Mabet Dönemi de böylece başlamıştır.
Soru: Hz. Süleyman’ın vefatından sonra devlette neler yaşanmıştır?
Cevap: Hz. Süleyman’ın vefatından sonra kuzeyde başkenti Samariye olan İsrail Krallığı ile güneyde başkenti Kudüs olan Yahuda Krallığı olmak üzere devlet ikiye bölünmüştür.
Soru: İsrail Krallığı nasıl yıkılmıştır?
Cevap: MÖ 722 yılında Mezopotamya’da hakim olan Asur İmparatorluğunun saldırısı ile İsrail Krallığı yıkılmıştır. Asur’lular krallığın her tarafını talan etmişler, Yerobeam’ın yaptırdığı mabedi yıkmışlardır.
Soru: Yahudiliğin milli bir din halini almasında rol oynayan kimdir?
Cevap: Yahudiliğin ikinci mabet döneminde milli bir din halini almasında rol oynayan şahıs Ezra’dır. Ezra, Asurlular tarafından Kudüs yakıldığı zaman yok olan Tevrat’ı yeniden bir araya getirmiştir.
Soru: Osmanlı padişahı II. Bayazıt Yahudilerin hayatında nasıl bir öneme sahiptir?
Cevap: Osmanlı padişahı II. Bayazıt Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmelerine izin vermiş, dini işlerin yürütüldüğü hahambaşılığı kurulmuştur.
Soru: Yahudiliği diğer dinlerden ayıran bazı özellikler nelerdir?
Cevap: Yahudiliği diğer dinlerden ayıran bazı özellikler vardır. Bunlar; Kutsal Toprak, Mabet, Seçilmişlik ve Mesih’tir.
Soru: Ağlama Duvarı’nın Yahudilikteki önemi nedir ve nasıl oluşmuştur?
Cevap: Asurlular ve Romalılar tarafından Kudüs’ün işgalinde yıkılan ilk yer Süleyman Mabedi olmuştur. MS 70 yılında Romalılar tarafından yıkılan mabedin batı duvarı kalıntıları günümüzde halen Ağlama Duvarı diye isimlendirilmiş ve her Yahudi’nin yılda bir kez ziyaret etmesi esası getirilmiştir.
Soru: Yahudi hukukuna göre Yahudi olmayanlar nasıl görülürler?
Cevap: Yahudi hukukuna göre Yahudi olmayanlar “Nuhiler” ve putperestler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Nuhi denilen kişiler Hz. Nuh’un getirdiği esasları kabul eden toplumlardır. Yahudilerin gözünde bir Hristiyan veya Müslüman Nuhi kabul edilmektedir.
Soru: Nuhi kanunları nelerdir?
Cevap: Nuhi kanunları şunlardır:
<ol> <li>Putlara tapmayacaksın,</li> <li>Zina yapmayacaksın,</li> <li>Kan dökmeyeceksin,</li> <li>Adalete riayet edeceksin,</li> <li>Hırsızlık yapmayacaksın,</li> <li>Ana, babaya hürmet edeceksin,</li> <li>Boğulmuş hayvan yemeyeceksin.</li> </ol>
Soru: Yahudilikte ibadet nasıldır?
Cevap: Yahudilikte sabah, öğle ve akşam yapılan günlük ibadetlerin yanında cumartesi günleri Sinagogda yapılan haftalık ibadetleri ve Yom Kippur (tövbe günü) da yapılan yıllık ibadetler vardır. İbadet esnasında Kudüs’e dönülür. İbadet (Amida) kıyama benzer bir duruş ve dua okumaktan ibarettir.
Soru: Yahudilerin yapmaları gereken kaç bayram vardır?
Cevap: Tevrat’ta Yahudilerin yapmaları gereken üç tane bayramdan bahsedilir. Yahudilerin Mısır’dan çıkışları anısına kutlanan Mart-Nisan ayları içerisinde sekiz gün süren Fısıh bayramı, Tevrat’ın Yahudilere verilişi anısına Haziran ve Temmuz arasında kutlanan Şavuot bayramı ve Sina çölünde kırk yıl kalışları anısına sekiz gün evlerinin bahçesinde çadırda kutladıkları Sukkot bayramıdır.
Soru: Rekonstrüksiyonist (yeniden yapılanmacı) Yahudilik ne zaman ve kim tarafından kurulmuştur?
Cevap: Rekonstrüksiyonist (yeniden yapılanmacı) Yahudilik, 19. yüzyılın başında üniversite hocası Amerikalı Mordecai Menahem Kaplan tarafından kurulmuştur. O’na göre Yahudilik vahy edilmiş bir din olmaktan ziyade dini bir medeniyettir. Yahudiler seçkin bir millet değildir. Yahudilik Yahudi halkı arasındaki ilişki ve yaşam tarzından oluşmuştur.
Soru: Tanah’da Hz. Musa’ya verilen On Emir’de geçen hükümler nelerdir?
Cevap: Tanah’da Hz. Musa’ya verilen On Emir’de geçen hükümler şunlardır:
<ol> <li>Tanrı tektir. Başka ilahlar tanınmayacak,</li> <li>Oyma put yapmak, ve resim yapıp tapmak yasaktır,</li> <li>Tanrı adı boş yere ağza alınmayacak,</li> <li>Cumartesi günü kutsal gündür. O gün iş yapılmayacak,</li> <li>Ana ve babaya hürmet edilecek,</li> <li>Öldürmek yasak,</li> <li>Zina etmek yasak,</li> <li>Çalmak yasak,</li> <li>Komşuya yalancı şahitlik yapmak yasak,</li> <li>Komşuya kötü gözle yaklaşmak yasak.</li> </ol>
İslamiyetin Ortaya Çıkışı
Soru: İslamiyet nerede ve ne zaman doğmuştur?
Cevap: İslamiyet Ortadoğu kökenli bir dindir. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 1,8 milyar inananı ile her kıtada yaygın olan bir dindir. İslamiyet 7. yüzyılın başında Arabistan’da doğmuştur. İslam’ın ortaya çıktığı dönemde Arabistan ve çevresinde savaş, haksızlık, mezhep çatışması, kan davaları, kabilecilik anlayışları vb. olaylar yaygınlaşmıştı. Yanlış yorum ve uygulamalar sebebiyle peygamberlerin tebliğ ettiği dinler bozulmuş, yeniden canlandırılması gerekmiştir. Allah, bunun için Arap toplumundan bir peygamber seçmişti. Bu son peygamber Hz. Muhammed’di. İslamiyet Hz. Muhammed’e 23 yılda gelen vahiyle tamamlandı.
Soru: İslamiyetin özellikleri nelerdir?
Cevap: Kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’de belirtilen özellikleri şu şekildedir.İslam’ın inanç ilkeleri ve iman esasları Kuran’da belirtilmiştir. İslam inanç ilkelerinin başında Allah’a iman gelir. İslam Allah’ın varlığı ve birliğini vurgular. İslam’ın ortaya koyduğu Allah, yaratılmışlara benzemeyen, her şeyin sebebi ve yaratıcısı olan hiçbir konuda ortağı olmayan kendi bilgi ve kudreti dışında hiçbir şeyin var olamadığı ve hiçbir şeye muhtaç olmayan bir varlıktır. İslam’da peygamberler dahil hiçbir insan olağanüstü ilahi özellikler taşımaz. Bu yönüyle hiçbir varlık mutlak manada mükemmel olamaz. Mükemmel olan sadece Allah’tır. İslam dini bütün insanları doğuştan hür ve günahsız kabul eder.
Soru: İslam’ın ibadet anlayışı nasıldır?
Cevap: İslam’ın ibadet anlayışı kişinin bütün hayatını kapsayan bir olgudur. Müslüman’ın çalışması, uyuması, yemesi ve yürümesi gibi bütün davranışları ibadet olarak değerlendirilir. İbadetlerde asıl olan şey imanla birlikte niyet, ihlas ve takva ile ifade edilebilecek samimiyettir. Hac hariç ibadetler belirli bir yere bağlı olmaksızın her yerde yapılabilir.
Soru: İslamiyetin kutsal metni nedir ve temel özellikleri nelerdir?
Cevap: İslamiyetin kutsal metni Kur’an-ı Kerim’dir. Kuran temel kaynaktır. İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak esasları Kuran’a dayanır. Kuran tek kutsal metin, ilahi kitaptır. Hz. Muhammed’e 610-632 yılları arasında nazil olmuştur. Kuran ayetleri Hz. Muhammed zamanında yazılı ve sözlü olarak korunmuş vefatından hemen sonra Hz. Ebu Bekir döneminde kitap haline getirilmiş, Hz. Osman zamanında çoğaltılarak Müslümanların istifadesine sunulmuştur. Kuran günümüze kadar hem yazılı olarak hem de ezberleme yolu ile peygamber dönemindeki orijinal hali bozulmadan ve değiştirilmeden gelen son ilahi kitaptır.
İslâmiyet’in Doğuşu
Soru: Hz. Muhammed nerede ve nasıl dünyaya geldi?
Cevap: Hz. Muhammed 571 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Doğmadan önce babasını, altı yaşında iken de annesini kaybetti. Küçük yaşta yetim ve öksüz kalan Hz. Muhammed’i dedesi Abdülmuttalip vefatına kadar himaye etmiş daha sonra amcası Ebu Talip gençliğinde O’nun ticaretle meşgul olmasında ön ayak olmuştur. 25 yaşında iken Hz. Hatice ile evlenmiştir. Hz. Hatice’den altı çocuğu olmuştur.
Soru: Hz. Muhammed’in peygamberliği ne zaman ve nasıl olmuştur?
Cevap: Hz. Muhammed, peygamberlik öncesinde tefekkür etmek amacıyla zaman zaman Mekke’de bulunan Hira mağarasına gidiyordu. 610 yılında bir gün bu mağarada iken O’na “Oku!” emriyle ilk vahiy geldi. Cebrail aracılığıyla gelen bu ilk vahiy ile peygamberliği başlamıştı.